|
Prostat ve Prostat Kanseri
Tedavi Edilebilen Bir Hastalıktır…
Merak Ettiğiniz Sorular ve Yanıtları
Bu yazıda
ileri yaşlardaki erkekler için önemli bir sağlık sorunu olan
prostat kanseri hakkında aydınlatıcı bilgiler verilmeye
çalışılmıştır. Ancak her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da
teşhis ve tedavi ilgili uzman hekimler tarafından, yapılan
bilimsel araştırmalarının verileri doğrultusunda planlanmalı ve
uygulanmalıdır. Verdiğimiz genel bilgilerin ve özellikle de
erken bulgular ile ilgili uyarıların yararlı olacağını
umuyoruz.
Prostat
nasıl bir organdır, işlevleri nelerdir?
Prostat
kanseri nedir?
Prostat
kanseri için risk faktörleri nelerdir?
Prostat
kanserinin belirtileri nelerdir?
Erken
teşhis mümkün müdür?
Teşhis
nasıl koyulur?
Hastalığın
evreleri
Tedavi
şekilleri nelerdir?
Evreye göre
tedavi seçenekleri nelerdir?
ÖNEMLİ UYARILAR
Prostat nasıl bir organdır, işlevleri nelerdir?
Prostat
bezi erkek genital organlarından biri olup idrar kesesinin hemen
altında, rektumun (barsakların son kısmı) önünde bulunur. İdrarı
idrar kesesinden dışarı taşıyan kanal (üretra) prostat bezinin
ortasından geçer. Testislerden ve yardımcı erkek organlarından
salgılanan ve içinde spermlerin olduğu sıvıyı (meni) boşaltan
kanal prostatın içinden geçen idrar kanalına (üretraya) açılır.
Prostatı oluşturan hücrelerin yaptığı salgı, spermlerin
bulunduğu meninin bir bölümünü oluşturur. Prostat hücreleri PSA
adı verilen bir protein de salgılarlar, bu protein meni ile
birlikte atılır. Kandaki normal değeri <4ng/ml'dir. Prostat
hastalıkları PSA'nın prostata ait kanal sistemleri içinde
kalmasını sağlayan hücresel sistemleri bozarak bu maddenin
kandaki seviyesinin yükselmesine neden olurlar. Prostat
kanserinde de bu maddede artış olur.
Erkeklerde
yaş arttıkça prostat bezi büyüyebilir ve çevrelemiş olduğu
üretrayı, yani idrar kesesinin çıkış yerini tıkayabilir. Bu
durum idrar yapmada güçlük ile kendini gösterir. Bu hastalığa
selim prostat hiperplazisi adı verilir. Bu aslında kanser
olmamasına rağmen, prostat kanseri de aynı şikayetlere neden
olabileceğinden kanser olmadığı gösterilmelidir.
Prostat kanseri nedir?
Prostat
kanseri prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde,
gerekmediği halde çoğalmasıdır. Dünyada erkeklerde en sık
görülen kanser türüdür.Yaşlı erkeklerin hastalığıdır.
Prostat kanseri için risk faktörleri nelerdir?
En güçlü
risk faktörleri ileri yaş ve siyah ırktan olmaktır. Yaş arttıkça
risk artar. Ailesinde, özellikle birinci derece akrabalarında
prostat kanseri olanların prostat kanserine yakalanma oranı
olmayanlara göre daha fazladır. Gerçek anlamda kalıtsal prostat
kanseri çok nadirdir ve genellikle 55 yaşın altındaki erkeklerde
görülür. Bazı çalışmalar diyetle alınan yağın prostat kanserine
yakalanma riskini arttırdığını öne sürmüşlerse de bu henüz tam
olarak kanıtlanmamıştır.
Prostat kanserinin belirtileri nelerdir?
Erken
evredeki prostat kanseri belirti vermeyebilir. Aşağıda sayılan
şikayetlerden herhangi biri olduğunda mutlaka bir doktora
başvurulması gereklidir.
*Sık idrara
çıkma (özellikle geceleri)
*İdrar
yaparken zorlanma
*İnce ve
kesintili idrar yapma
*İdrar
yaparken acı veya ağrı duyma
*İdrarda
kan görme
*Sırt,
kalça ve bel ağrısı
Erken teşhis mümkün müdür?
50 yaştan
başlamak üzere her erkek her yıl bir doktora rektumdan (makattan)
parmakla muayenesini yaptırmalı ve kanda PSA baktırmalıdır. Bu
şekilde henüz belirti vermemiş, hastada şikayete yol açmamış
erken evredeki prostat kanseri yakalanabilmektedir. Eğer doktor
muayenesinde şüpheli bir bulguya rastlar veya PSA değeri 4ng/ml'nin
üzerinde olursa ileri tetkikler istenir
Teşhis nasıl koyulur?
Yukarıda
sayılan şikayetlerle başvuran hastaları doktor eldiven giyerek
rektumdan parmağı ile muayene eder. Buna parmakla rektal muayene
adı verilir. Bu muayene ile doktor rektumun hemen önünde bulunan
prostat bezini hissederek büyüklüğü ve kıvamı hakkında bilgi
sahibi olur. Ayrıca rektum içinden yapılan ultrason tetkiki (transrektal
ultrasonografi) ile de prostat hakkında fikir elde edilebilir.
Eğer doktor yaptığı muayene ve istediği tetkikleri (kandaki PSA
ve transrektal ultrasonografi) şüpheli bulursa, prostattan iğne
ile parça alarak (biyopsi) mikroskop altında incelenmesini
isteyebilir. Bu işleme ince iğne aspirasyon biyopsisi denir.
Anestezi gerektirmez. Bu işlemin yan etkisi olarak her 200
hastadan 1 tanesinde biyopsi sonrası prostat enfeksiyonu
gelişebilir. İdrarda ve büyük tuvalette kan görülmesi işlemden
sonraki 2-3 gün devam edebilir. İşlemden sonraki ilk 2-3 haftada
meni kanlı gelebilir. Eğer biyopsi negatif gelirse bu hastalar 6
ila 12 ay aralarla muayene ve PSA testi ile izlenirler.
Eğer
biyopside prostat kanseri teşhis edilirse, bir ürolog veya
medikal onkolog pek çok faktörü göz önüne alarak tedavi planını
belirler. Radyasyon onkologlarının da bu planlamada katkıları
olabilir. Tedavi planlanmasında göz önünde bulundurulan en
önemli unsurlar hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğu yani evresi
ve hastanın genel durumudur.
Hastalığın evreleri
Hastalık
teşhis edildikten sonra, vücutta prostat dışında başka yerlere
yayılıp yayılmadığını görmek için ek testler yapılır. Böylece
hastalığın evresi belirlenmiş olur. Doktor bu amaçla bir akciğer
grafisi, kemik sintigrafisi ve kan testleri isteyebilir.
Kanserin
geliştiği organın dışına çıkıp başka bölgelere sıçramasına
metastaz denir. Prostat kanseri komşuluk yolu ile meni kesesi (seminal
vesicle), lenf dolaşımı ile lenf bezlerine ve kan dolaşımı ile
kemiklere yayılabilir. En çok bel kemiklerine gider fakat kafa
kemiklerine ve kaburga kemiklerine de sıçrayabilir. Daha nadir
olarak karaciğer ve akciğerlere de yayılabilir.
Evre 1
hastalıkta, hastaların şikayeti olmaz ve kanser muayenede de
saptanmaz. Tanı genellikle başka nedenlerle yapılan ameliyatlar
sonrasında tesadüfen konur. Kanser hücreleri prostat dışına
çıkmamışlardır.
Evre 2
hastalıkta, tanı genellikle ya kanda PSA seviyesi yükselmiş
olduğu ya da makattan muayene sırasında prostat büyük olarak
bulunduğu için yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisi ile konur.
Hastalık prostat bezi dışına çıkmamıştır.
Evre 3
hastalıkta, kanser hücreleri prostatı saran kapsülün dışına
çıkıp prostatın yakın çevresindeki dokulara yayılmışlardır .
Evre 4
hastalıkta kanser hücreleri prostat dışında lenf bezlerine veya
kemik, karaciğer ve akciğer gibi organlara sıçramıştır.
Nüks
Hastalık:Tedavi edildikten sonra (ya tekrar prostatta ya da
diğer organların birinde) hastalığın geri gelmesidir.
PSA GÜNCEL YAKLAŞIMI
Rutin
senelik kontrollerinde PSA' nın yükselmesi ve sınırın üstünde
olmasının anlamı kadar , sınırın altında olupta kontrolde bir
önceki yıla göre mukayese edildiğinde yıllık artış oranları da
önemlidir ve bununda değerlendirilmesi gerekir. Yıllık 0,75 ng/ml'
in üstündeki artış anlamlıdır . Bilininen yaşa özgü, spesifik
PSA değerleri vardır, bunlar 40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası
olması gereken değerlerdir ve eğer PSA bu değerlerin
üzerindeysede risk artmaktadır, bu durumda gözardı
edilmemelidir.
Prostat kanserine nasıl tanı konur?
Prostat
kanserinde rektal muayene ve kanda PSA ( Prostat Spesifik
Antijen) isimli maddenin düzeyinin ölçülmesi en önemli tanı
araçlarıdır. Prostat kanserinde erken teşhis de genellikle 45
yaşından sonra sağlıklı erkeklerin her yıl periyodik muayeneleri
ve PSA ile değerlendirilmeleri önerilir. Ancak günümüzde
prostat kanserinde yüzde 10 oranında kalıtımsal bir risk
gösterilmiş olduğundan bu kontrollerin önemi dahada artmakta
ve 40 yaşından sonra değerlendirilmeleri yapılmalıdır.
Muayenede
prostatın büyüyüp büyümediği konusu kadar prostatın dışında
herhangi bir sertlik var mı tanımlanır. Rektal muayene, ancak
belirli bir boyuta ulaşmış kitleyi saptayabilir. Bu nedenle PSA
düzeyinin ölçümü erken tanı açısından önemlidir. PSA dediğimiz
bu enzim son yıllarda prostat kanserinin erken tanısında
kullandığımız bir markerdır.
PSA nedir?
PSA
testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanısında yeni bir çağ
açılmıştır. Bu test ile kanser henüz bulgu vermediği çok erken
aşamalarda dahi tanımlanabilmektedir.
PSA
sadece erkeklerde bulunan prostatın epitel hücrelerinde
bulunan, semen sıvısının yapısında olan glikoprotein yapıda
bir maddedir. Bu molekül normalde tüm yetişkin erkeklerin
kanında çok düsük seviyelerde bulunur.
Normal
değeri, 4 ng/ml’nin altında olmasıdır. PSA 4-10 ng/ml arasında
olanların yaklaşık % 30’unda prostat kanseri saptanırken, 10 ng/ml
üzerinde bu oran %50’yi geçer. Prostat kanserlerinin % 5-10
kadarında PSA yükselmeyebilir ve bu sebeple rektal muayene ve
PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar.
Bizlerce
bilininen yaşa özgü, spesifik PSA değerleri vardır, yani 40-50
yaş arası, 50-60 yaş arası olması gereken değerlerdir. Eğer PSA
bu değerlerin üzerindeyse de risk artmaktadır. PSA ancak
prostat ile ilgili bir problem olduğunda kana daha fazla oranda
karışır, kan PSA düzeyinde yükselme dikkat çeker. PSA
yüksekliğinin tek nedeni prostat kanseri değildir. Kanser dışı
durumlarda yani iyi huylu prostat büyümesi ve prostat
iltihapları , idrar yoluna katater uygulama (sonda takmada) da
PSA’yı yükseltir fakat bunlar küçük düzeylerde ve geçici
yükselmelerdir. Eğer böyle bir sebep bulunmuyorsa ve PSA' nın
ardarda yapılan ölçümlerinde yaşa göre değerlendirdiğimizde daha
yüksek çıkıyorsa şüphemiz kuvvetlenmektedir. Birde de rektal
muayenede prostatta sertlik bulmuşsak, bu şüphe daha kuvvet
kazanmaktadır ve o zaman da artık prostat biyopsisini uygulamak
gerekmektedir.
Rutin
senelik kontrollerinde PSA' nın yükselmesi ve sınırın üstünde
olmasının anlamı kadar , sınırın altında olupta kontrolde bir
önceki yıla göre mukayese edildiğinde yıllık artış oranları da
önemlidir ve bununda değerlendirilmesi gerekir. Yıllık 0,75 ng/ml'
in üstündeki artış anlamlıdır . Bilininen yaşa özgü, spesifik
PSA değerleri vardır, bunlar 40-50 yaş arası, 50-60 yaş arası
olması gereken değerlerdir ve eğer PSA bu değerlerin
üzerindeysede risk artmaktadır, bu durumda gözardı
edilmemelidir.
Prostat biyopsisi ( prostattan örnek alma), transrektal ultrason
eşliğinde öncelikle prostatın incelenmesi ve şüpheli alanların
belirlenmesi ile, bölge uyuşturulduktan sonra özel bir iğne ile
prostattan uygun sayıda doku örnekleri alınması ve patoloji
tarafından değerlendirmesi ile yapılır.. Biyopsi uygulanmış,
tümör tanımlanmamış fakat PSA 'sı yüksek çıkan hastalarla ilgili
olarak ki bu gerçekten sık rastladığımız bir durumdur, ikinci
kez biyopsi alınması ve yine kanser açısından negatif çıkmış
ise bazen üçüncü, dördüncü biyopsinin uygulanması ve tanı
konulması durumları ile karşılaşılmaktadır.
Patolojide
kanser tanısı konulup, kanserin ilerleme derecesi Gleason Score
ile evrelendirilir. Bu değerlendirme hastalığın gidişi, tedavisi
ve ne kadar yayıldığı hakkında bizi bilgilendirir. 10 en yüksek
evredir ve hastalığın kötü olduğunu gösterir. PSA düzeyindeki
yüksekliklerde hastalığın evresi hakkında fikir verebilir.
Genellikle 6 ve üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi
kanserin prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.
Prostat büyümesi ve kanser riski
Prostatın iyi huylu büyümesi ( BPH: Benign Prostat Hiperplazisi
), özellikle 30 yaşında başlayan bir süreçtir ama semptomlar 45
yaş gibi ortaya çıkmaya başlıyor. Özellikle yaşın ilerlemesi
ile erkeklilik hormonunda artma olmamasına rağmen prostat
dokusunda androjen reseptörlerinde androjene duyarlılığın
artması ve bir takım büyüme faktörlerinin yine olaya
katılmasıyla iyi huylu büyümeler ortaya çıkabiliyor.
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık...
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş
bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326
413 01 77
GSM: 0532 631 86 79 - 0555 347 62 53 - 0542 215 54 72
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
|