|
LÖSEMİ KAN
KANSERİ
Tedavi Edilebilen Bir Hastalıktır…
1. S:
lösemi nedir?
C: Lösemi halk arasinda kan kanseri diye bilinen hastaliktir. Bu
hastalikta çogunlukla kemik iliginden kaynaklanan ve bir tek
hücrenin kanserlesmesi, daha sonra bu hücrenin bölünerek çogalip,
önce kemik iligini, daha sonra tüm organlari istila etmesi
durumu söz konusudur. Eger tedavi edilmezse olay kisa sürede
hastanin kaybi ile sonuçlanir.
2. S: Çocuklukta Lösemi görülür mü?
C: Çocuklarda en sik görülen kanser türü Lösemidir. Beyaz irkta
çocukluk çaginda Löseminin sikligi 100.000 canli dogumda
yaklasik 5 kadardir.
3. S: Lösemi çocuklarda en sik hangi yaslarda ortaya çikar?
C: Lösemi en sik 2 - 5 yaslari arasinda görülür. Bu dönem
çocuklarda Lenf dokusunun en aktif oldugu dönemdir.
4. S: Çocuklarda Lösemiye neden olan faktörler nelerdir?
C: Herseyden önce tüm kanserler gibi Löseminin de genetik bir
hastalik oldugunu, yani vücudumuzdaki kanser önleyici veya
kanser yapici genlerdeki bazi bozukluklar sonucu ortaya
çiktigini bilmek gerekir. Bu bozulmayi kolaylastiran bazi
faktörler vardir. Bunlar arasinda iyonizan radyasyon, bazi
virüsler, bazi kimyasal maddeler ve bazi genetik hastaliklar
sayilabilir.
5. S: Löseminin belirtileri nelerdir? Bir ebeveyn hangi
durumlarda Lösemiden süphelenmelidir?
C: Löseminin klinik belirtileri birçok hastalik ile karisir.
Halsizlik, istahsizlik, solukluk, düsmeyen ates, deride
morluklar veya küçük kirmizi kanama odaklari, burun ve dis
etlerinden kanama, karinda sislik, lenf bezlerinde büyüme, kol
ve bacak agrilari bunlar arasinda sayilabilir. Bunlardan birinin
veya birkaçinin olmasi durumunda bir çocuk kan ve kanser
hastaliklari uzmanina basvurulmalidir.
6. S: Lösemi ölümcül bir hastalik midir? Bu hastalikta sag kalma
orani nedir?
C: Lösemi çocukluk çaginda görülen kanserler arasinda tedavi
sansi en yüksek olanlardan biridir. Günümüzün modern tedavi
protokolleri ile akut Löseminin genel anlamda tedavi sansi %70 -
75 dir. Bazi Lösemi tiplerinde bu oran %90 in üzerine
çikmaktadir.
7. S: Lösemi tedavisi için yurtdisina gitmek gerekir mi, yoksa
tedavi olanaklari ülkemizde de mevcut mudur?
C: Ülkemizde Löseminin her türlü tedavisi en modern sartlarda ve
yurt disindan çok daha ucuza yapilabilmektedir. Bunun için yurt
disina gitmek gereksizdir.
8. S: Lösemi olusmasinda yiyeceklerin bir rolü var midir?
C: Lösemi ile yiyecekler ve yiyecekler içindeki koruyucu
maddeler arasinda bugüne kadar herhangi bir iliski
gösterilememistir.
9. S: Lösemi olusmasinda ebeveynin ihmali söz konusu mudur?
C: Hamilelik sirasinda sigara içmek veya uyusturucu kullanmak
ile veya hamileligin ilk 3 ayinda röntgen çektirmek ile Lösemi
olusumu arasinda ilgiye isaret eden bilgiler vardir. Bu tür
davranislardan kaçinilmalidir.
10. S: Lösemi tedavisi her hastanede yapilabilir mi?
C:Hayir, Lösemi tam donanimli ve Çocuk Kan ve Kanser
Hastaliklari bölümü bulunan bir hastanede tedavi edilmelidir. Bu
hastaligin tedavisi ancak bu konudaki uzman kisiler tarafindan
yapilmalidir.
Çocukluk Çagi Kanserleri (Ç.Ç.K.) tüm kanserler içerisinde % 2
oraninda görülür. 15 yas altindaki tüm çocukluk çagi içerisinde
rastlanilan ölümlerin %10’nu ÇÇK nedeni iledir. Çocukluk çagi
kanserlerinin eriskin dönemde görülen kanserlerden klinik,
biyolojik ve ve genetik bakiminda bir çok farkliliklari
bulunmaktadir. Amerika’daki SEER programi sonuçlarina göre Bir
milyon nufuslu bir popülasyonda her yil yeni kanser görülme
sikligi 129.77 çocuk olarak bildirilmistir. En fazla 0-5 yas
arasinda görülmektedir.ÇÇK’lerinin görülme sikliginin ülkelere
ve çografi bölgelere göre degisiklik gösterdigi saptanmistir.
Örnegin Akut lenfoblastik lösemiye en fazla Çin, Japonya ve
Amerika’da rastlanirken, Ortadogu ve Afrika’da daha az
rastlanilmaktadir. Yine Lenfomalara en fazla Afrika rastlanirken
, Japonyada en az rastlanilmaktadir.
Genel olarak çocukluk çaginda görülen kanserlerin sikligi
Tablo-1’de verilmistir 1 . Bu siralamaya göre en fazla görülen
hastalik lösemilerdir.
HASTALIK ADI ve GÖRÜLME SIKLIGI (%)
Akut Lösemi /ALL,AML)
27.5
Santral sinir sistemi Tüm.
20.7
Lenfomalar
11.3
Nöroblastoma
7.3
Böbrek tümörleri
6.1
Kemik tümörleri
4.7
Rhabdomyosarkoma
3.4
Retinoblastoma
2.9
Diger tümörler
16.1
KANSER NEDENLERI
Çocukluk çagi kanserlerinin nedenleri halen bir çok bilim adami
tarafindan arastirilan bir konudur. Bu konuda üzerlerinde
durulan en önemli nedenler asagida siralanmistir.
1-Ailesel geçis : Bir ailede kanser görüldügünde anne ve babayi
endiselendiren en önemli soru , diger çocuklarinda da kanser
görülüp görülmeyecegidir ? Bu soruya hemen evet veya hayir demek
zordur. Ancak kanserin bazi türlerinin ailsel geçis özelligi
olabilir. Daha ziyade Down sendromu gibi genetik bozukluga sahip
bir çocukta kanserin ortaya çikma ihtimalinin daha fazla
olabileceginden bahsedilebilir. Retinoblastoma ve glioma gibi
tümörlerin ailesel geçis ile yakin ilskileri olabilir. Bu oran
%1-10 arasinda degismektedir. Ayrica kromozom anomalileri
bulunan ailelerde kansere meyilden bahsedilebilir. Bu yüzden bir
ailede kanser görüldügünde diger aile fertlerinde de
görülebilecegini söylemek zordur.
2-Ultraviyole Radyasyonu : Ultraviyolenin cilt kanserlerine yol
açtigi bilinmektedir.
3-Ionize radyasyon : Ionize radyasyonun lenfositlerde kromozomal
anomalilere yol açarak kansere neden olabilecegi ileri
sürülmektedir. Hamilelik döneminde rasyasyona maruz kalan
annelerden dogan çocuklarda kanser görülme olasiligi diger
çocuklara oranla daha fazladir. Bilindigi gibi 2.Dünya savasi
sirasinda Hiroshima ve Nagasaki’ye atilan atom bombasindan sonra
o bölgelerde yasiyan ailelerin çocuklarinda kanser görülme
insidansinin 3 kat daha fazla artmis oldugu bilinmektedir.
4-Elektromagnetik dalgalar : !979 yilinda Werheimer ve Leeper
tarafindan yapilan bir çalismanin sonucunda elektromagnatik
dalgalarin ÇÇK’ne yol açabilecegi (Bilhassa lösemi)
bildirilmistir.
5-Kimyasal ajanlar : Aflatoksinler, Aromatik aminler,rsenik,
Asbestos, Benzene, sigara, Nikel , Polisiklik hidrokarbonlar,trikloroetan
ve Vinyl kloride Kansere yol açtigi bilinen kimyasal ajanlardir.
Pesatori ve arkadaslari 1993 yilinda Italya Sveso’daki bir
endüstiriyel kazadan sonra dioxin ile temas edenlerde kanser
riskinin artmis oldugunu vurgulamislardir. Insektisidlerinde
kansere yol açabilir.
6-Viral enfeksiyonlar : Ebstein Barr virusünün Burkitt
lenfomasina yol açtigi bilinmektedir. Ancak bazi viruslerin
insanlarin kromozomlarinda bulunan kanser genlerini aktive
ettikleri ileri sürülmektedir.
Sonuç olarak bazi kanser türlerinin haricinde hala kanserin
kesin nedeni bilinmemektedir
LÖSEMILER
Günümüzde lösemilerin nedenleri bilinmemekle beraber, hastanin
içinde bulundugu çevresel faktörler ve genetik yapisi arasindaki
karsilikli etkilesim sonucunda ortaya çiktigi düsünülmektedir.
15 yas altinda her yil yeni hasta görülme sikligi 100.000 kiside
4 olarak bildirilmektedir. En fazla dört yas civarinda görülür.
Lösemi blast adi verilen lösemi hücresinin kontrolsüz çogalmasi
sonucu basta kemik iligi olmak üzere çesitli organ ve dokulari
tutan malin bir hastaliktir. Tedavi edilmedigi zaman ölüm ile
sonuçlanir. Ancak günümüzde kullanilan etkili ilaçlar ve kemik
iligi transplantasyonu ile çok basarili sonuçlar alinmaktadir.
Lösemiler akut ve kronik olarak ikiye ayrilir. Kronik lösemilere
çocukluk çaginda nadiren rastlanir. En sik rastlanilan lösemi
türü akut lenfoblastik lösemidir.
Akut Lösemi;
Akut lösemiler lenfoblastik ve myeloblastik olmak üzere iki
gruba ayrilir. Tedavileri ve sonuçlari farklidir. Akut
lenfoblastik lösemiler tedaviye daha iyi yanit verirler.
Klinik : Hastalik solukluk, yorgunluk, kilo kaybi, ates, kemik
agrisi, istahsizlik ve halsizlik gibi genel sikayetler ile
basliyabilir. Bazen çok kisa sürede doktora müracaat edilen bir
klinik tablo gelisebilirken , bazen de aylarca süren hafif
belirtiler ile seyredebilir. En fazla romatizma ile karisabilir.
Muayenede boyun, kasik ve koltuk altinda bezeler, karaciger ve
dalakda büyüme, vücutta toplu igne basi büyüklügünde
kizarikliklar ve/veya daha büyük morluklak tespit edilebilir.
Laboratuar: Bu sikayetler ile doktora basvuran hastanin yapilan
kan sayimi ve yaymalarindan hastaliktan süphe edilir. Beyaz
kürenin bazen 6000 mm3/dl altinda , bazen de 100.000 mm3/dl
üzerinde olabilir. Beyaz kürenin yüksek oldugu durumlarda
hastalik enfeksiyonlar ile karistirilabilir. Ayrica hemoglobin
düzeyinde düsme (kansizlik) ve trombositopeni (kan pulcuklarinin
azalmasi) görülebilir.
Tani : Kesin tani kemik iligi muayenesi ile konur.
Tedavi: Kemoterapi, Radyoterapi ve kemik iligi
transplantasyonudur.
Tedavi malin hücrelerin ortadan kaldirilmasini hedefler.
Hastalikta merkezden merkeze tedavi degisebilmektedir. Esas
olarak baslangiçta Indiksiyon tedavisi denilen ve lösemik
hücrelerin ortadan kaldirilmasini hedefliyen bir tedavi
uygulanir. Bu Hücum tedavisi tam remisyon saglamak için verilir.
Tespit edilebilir lösemik hücrelerin kaybolmasi ile hasta
remisyonda kabul edilir. Kemik iligi ve kan sayimlari normale
döner. Bu tedavi genellikle 4 haftaliktir. Hastalarin %90’ni bu
süre içinde tam remisyona girerler.
Lösemik hücrelerinin sayisi azaltildiktan sonra hastaligin
tekrarlamamasi için ve tahlillerde görülemiyen kalinti lösemik
hücreleri temizlemek için idame tedavisi düzenlenir. Idame
tedavisi kiz çocuklarda en az 2 yil , erkek çocuklarda 3 yildir.
Bu tedavi yoluyla siddetle kemik iligi baskilandigi için
nötropeni (beyaz kürenin düsmesi) gelisebilir.
Hastaligin baslangicinda veya idame tedavisi sirasinda Santral
Sinir Sistemi tutulumu tespit edilebilir. En sik belirtiler bas
agrisi, kusma ve ense sertligidir.
Hastalik bazen idame tedavisi sirasinda tekrar ortaya çikabilir.
Bu nedenle hastalarin düzenli takibi gereklidir.
Prognoz : Hastanelerde kullanilan çesitli yogun kombine
kemoterapi protokolleri ile 5 yillik yasam orani çocugunuzun
girecegi risk grubuna göre %60 ile % 90 arasinda degismektedir.
TEDAVISI:
Lösemi, son derece uzun, zor ve pahali bir tedavi
gerektirmektedir. Lösemi tanisi alan vakalara haftada, ayda bir
damardan verilen çok sayida ilaç ve kemoterapi tedavisiyle 2.5
yil kadar süren bir tedavi uygulanir. Bu tedavi sonucunda %
70-85 oraninda tamamen iyilesme saglanabilir. Yanlizca % 5
oranindaki vakalarda ve uygun durumlarda kemik iligi nakli
yapilabilir. Türkiye'de kemoterapi ve kemik iligi nakli bati
ülkeleri standartlarinda, basariyla yapilmaktadir.
LÖSEMILI ÇOCUKLAR VE AILELERININ PROBLEMLERI:
- Okuldan uzak kalmak
- Arkadaslari tarafindan dislanmak
- Toplumun bu çocuklarin iyilesme sansinin olmadigini düsünmesi
- Maske yüzünden hastaligin bulasici oldugunun düsünülmesi
- Çocuklarin sosyal etkinliklere katilamamalari (Sinema,
tiyatro, ...)
- Çocuklarin sevdikleri yiyeceklerden uzak durma zorunlulugu
- Kan bulamamak
- Parasizlik
- Hastanede çocuklarina refakat etmek isteyen ailelerin is
yerlerinden çok sik izin almalari sonucu islerine son verilmesi
LÖSEMİYLE İLGİLİ SORU VE CEVAPLAR
Kırmızı kan hücresi (Eritrosit=Alyuvar)
Kana kırmızı rengini verir, görevi vücudun iptiyacı olan
oksijeni taşımaktır. Alyuvarların kandaki normal değerleri:
4.5-4.9 milyon/mm3 tür. Alyuvarlar içlerinde hemoglobin (Hb)
taşırlar. Hemoglobinin normal değerleri: 12.0-14.5 g/dl,
hematokritin normal değerleri:
Trombosit
Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Normal koşullarda kanamayı önler.
Böylece vurma, çarpma durumunda kanama durur. Trombositlerin
kandaki normal değerleri: 150.000-400.000/mm3 arasındadır.
Beyaz kan hücresi (Lökosit = Akyuvarlar = WBC)
Enfeksiyonlar mücadelede görevlidir. Vücudun bağışıklık
sisteminin bir komponentidir. Bakteri ve virüsler ile mücadelede
önemli fonksiyonları vardır. Enfeksiyon durumunda akyuvar yapımı
artar. Sayı çok düşükse enfeksiyonlara yatkınlık artar.
Akyuvarlar nötrofil, lenfosit, eozinofil, bazofil ve
monositlerden oluşur.
Nötrofil
Primer olarak bakterileri öldürür.
Lenfosit
İmmun cevaptan sorumludur. T ve B lenfosit alt grupları vardır.
Eozinofil
Allerjik ve iltihabı reaksiyonlarda rol alır.
Monosit (makrofaj)
İmmun cevaptan özellikle virüs, mantar, tüberküloz gibi
etkenlere karşı sorumludur.
Akyuvarların (WBC) kandaki normal değerleri
WBC: 5.000-10.000/mm3
Nötrofil: (WBC'nin) %50-60'ı
Lenfosit: (WBC'nin) %25-35'i
Eozinofil: (WBC'nin) %1-3'ü
Bazofil: (WBC'nin) %0-1
Kemik iliğinde kök hücresinin farklılaşması, çoğalması ve
olgunlaşması sonucu yapılan tüm hücreler kanımıza salınır. Bu
hücreler ancak olgun şekillerde vazifelerini yapabilir ve
enfeksiyonlarla mücadele edebilirler.
lösemi nedir?
Kan kanseri olarak da adlandırılan lösemi, kan hücrelerinin
yapıldığı ve kemiklerin ortasını dolduran doku olan kemik
iliğinin hastalığıdır. Kan hücrelerinin hatalı, başı boş,
kontrolsüz yapımı sonucu oluşur. Lösemide kan hücreleri hep
genç, ilkel kalır ve durmadan çoğalırlar. Bu ilkel şekildeki
hücrelere blast denir.
Blast Nedir?
Blast hep genç, ilkel kalan ve vazifesini göremeyen beyaz kan
hücresine denir.
Löseminin cinsine göre adlandırılırlar: Lenfoblast, miyeloblast,
monoblast gibi.
İnsan yaşamında olduğu gibi kemik iliğinde de hücreler yapılır
(doğar), büyür, olgunlaşır, çoğalır, kana verilir, vazifelerini
görür ve ölürler. Aslında yeni doğan hücrede bir blasttır. Ancak
bu blastlar kemik iliğinin 100 hücresinin 5'inden azdır ve
olgunlaşmasını sürdürür. Lösemide ise hücrelerin hemen hepsi
%20-%100'ü genç ve sorumsuzdur. Sayı olarak hızla ve dengesiz
bir artış gösterir. Mikroskopta blastlar tipine göre farklı özel
bir görünümdedir.
Lösemi belirtileri nelerdir?
Kemik iliğinde "lösemi blastları" ortaya çıkıp sürekli artmaya
başladığında, bu artış giderek bir istilaya dönüşür. Kemik
iliğinde bir yaşam kavgası başlar. Ancak bir süre sonra lösemi
blastları her köşeyi kaplar. Artık kana renk ve dokulara oksijen
veren kırmızı kan hücreleri, infeksiyonları önleyen beyaz kan
hücreleri, kanamaları durduran trombosit hücreleri yoktur. O
zaman çocukta ilk belirtiler ortaya çıkmaya başlar.
Kansızlık: Kırmızı kan hücreleri yapılamadığından hasta soluk,
halsiz, iştahsızdır. Çabuk yorulur. Çünkü kalp, beyin, kaslar
oksijensiz kalmıştır.
Kanama: Burun kanaması, dışkı-idrarda kanama, deride morluklar,
kırmızı mor noktalar, çürükler gibi belirtiler olabilir. Çünkü,
artık kanamayı durduran trombositler yoktur veya çok azalmıştır.
Ateş ve infeksiyon: Olgun beyaz kan hücreleri olmadığı için
vücut müdafaasız kalır ve tüm mikroplar vücudu işgal edebilir.
Diğer organ tutulum bulguları: Hastalarda blastlar kemik
iliğinden kana dökülürler. Bu hastaların kan sayımında çok
yüksek sayıda beyaz kan hücresi-blast çıkabilir. Normalde
4.000-10.000/mm3 olan sayı 100.000/mm3'ü aşabilir. Bazı
hastalarda ise çok az sayıda blast kana geçer. Kana karışan
blastlar vücudun tüm dokularına yayılabilir. Ama beyin, testis
gibi bazı yerleri de özellikle seçerler. Beynin lösemi hücreleri
ile tutulumu sonucu baş ağrısı, bulantı, kusma, çeşitli sinir
felçleri (yüz felci, ayaklarda felç) görülebilir. Erkeklerde
yumurtalıkların tutulumu ile bu bölgede şişlik, kızarıklık, ağrı
olabilir.
Lenf bezlerinde büyüme: Lösemi hücreleri lenfatik sistemi tutar
ve bu bezlerde büyüme, sertlik olur, gözle görülür ve muayenede
ele gelir. Kulak arkası, çene altı, boyun, koltuk altı, kasık
gibi bölgelerdeki lenf bezleri tutulur.
Karın şişliği: Lösemik hücrelerin karaciğer, dalağı istila
etmesi ile bu organlarda büyüme olur. Karın ağrısı, gerginlik,
şişlik görülebilir.
Lösemi tipleri ve sıklığı:
Çocukta lösemi aslında çok nadirdir. Yüzbin çocuktan sadece
3-5'inde olur. Her yüz lösemili çocuktan yaklaşık %75'inde "Akut
Lenfoblastik Lösemi" (ALL), %20'sinde "Akut Miyeloid Lösemi" (AML),
%15'inde "Kronik Miyeloid Lösemi" (KML) vardır. Yani lösemi tek
tip bir hastalık değildir. Bayaz kan hücrelerinin çeşitli alt
gruplarından çıkışlarına göre isim alırlar (nötrofil, lenfosit,
monosit v.b).
Eğer hastalık birden başlar, gürültülü, hızlı bir seyir
gösterirse ve hızla ilerliyorsa buna "Akut" lösemi denir. Buna
karşın sinsi, yavaş ve bazen de tesadüfen ortaya çıkıyorsa,
"Kronik" lösemi adını alır. Kronik lösemide kemik iliği,
blastların yanında yeterli, normal hücre de üretir. Bu da kemik
iliğine yayılma eğilimi gösteren lösemi hücrelerinin tespit
edilmesini geciktirir.
Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL)
Çocuklarda en sık görülen tiptir. "Lenfosit" adını alan beyaz
kan hücrelerinin genç formunun kontrolsüz çoğalması ve işgali
ile oluşur. Kısaca ALL diye bilinir. Hücre tiplerine göre L1,
L2, L3; yüzey işaretlerine göre de B ve T hücreli olarak ayırt
edilir. Genellikle 2-8 yaşlarda olur. Ancak her yaşta da
görülebilir. Bilinmeyen nedenlerle erkek çocuklarda kızlardan
daha sıktır.
Akut Miyeloid Lösemi (AML)
Çocukluk çağı lösemilerinin %20'sini oluşturur. AML diye de
adlandırılır. Nötrofil, monosit gibi beyaz kan hücrelerinin
infeksiyonlarla mücadele ile görevli tiplerinden kaynaklanır.
Hücre tipine göre M0, M1, M2, M3, M4, M5, M6, ve M7 olarak ayırt
edilir.
Kronik Miyeloid Lösemi (KML)
Bu tip de çocukların değil, erişkinlerin hastalığıdır.
Çocuklarda çok nadirdir. Miyeloid seri de denen beyaz kan
hücrelerinin hel olgun, hem de ilkel tipleri çoğalır. Sinsi bir
gidiş gösteren bu tip lösemiye genelde tesadüfen veya hızla
büyüyen dalak-karaciğerin neden olduğu sorunlarla tanı konur.
Lösemi neden gelişir?
Löseminin kesin nedeni bilinmektedir. Ancak çeşitli faktörler
lösemi gelişiminde risk oluşturabilir.
Yüksek doz radyasyon
Japonya'da atom bombası atıldıktan sonra lösemi insidansında
belirgin bir artış oluşmuştur (normalden 20-25 kez daha fazla).
Bir kişi hamilelik döneminde röntgen çektirirse bebekte lösemi
gelişme riski artabilir.
Hodgkin hastalığı nedeniyle ışın ve kemoterapi almış hastalarda
2-12 yıl içinde lösemi gelişme riski %5-10 oranında artar.
Fanconi Anemisi, Nörofibromatoz, Ataksi-Telenjiektazi'si
olanlarda artmış risk vardır.
Kronik Miyeloid Lösemili hastaların %90'ında kromozom anomalisi
(filadelfia kromozomu) bulunur. Tedavi ve kemik iliği nakli ile
düzelebilir.
Kimyasal ajanlar ve ilaçları
Bir çok kimyasal ajan ile lösemi gelişimi arasında ilişki
bulunmuştur. Bazen, gazolin ile uzun süre temas sonucu 20 kat
fazla lösemi riski görülür.
Virüsler
Retroviruslar (RNA tümör viruslar), EBV, HLTV-1 lösemi
oluşturabilir.
Tanı (Teşhis)
Yukarıda sıralanan (kansızlık, ateş, kanama vb.) bulgularla
doktora getirilen hastaya kesin tanı için bazı testlerin
yapılması gereklidir. Çünkü infeksiyöz mononükleoz (öpücük
hastalığı), bademcik iltihabı, kansızlıklar, romatizma,
menenjit, diğer kanserler, kedi tırmığı hastalığı gibi bazı
hastalıklar lösemiyi taklit edilebilir.
İlk yapılacak işlem "kan sayımıdır". Sıklıkla parmak ucundan,
bazen damardan alınan kandaki hücre sayıları özel yöntemlerle
saptanır (kırmızı kan hücresi-bunu gösteren hemoglobin ve
hematokrit, beyaz kan hücresi, trombosit).
Ayrıca bir damla kan lam denen camlara yayılıp boyanarak
mikroskopla incelenir. Uzman bir doktor bu kan hücrelerini
inceleyerek belli bir sonuç çıkartabilirse de esas tanı kemik
iliği incelemesi ile konur.
Kemik iliği aspirasyonu
Kemik iliğini alma işlemi kısa ve zararsız bir olaydır. Ağrı
olmasını önlemek için yapıldığı bölge özel ilaçlarla uyuşturulur
veya hasta uyutulur. Hasta yüzü koyun yatırılır, kalça bölgesi
uygun maddelerle temizlenir ve mikroplardan arındırılır ve
uyuşturulur. Daha sonra özel bir iğne ile kalça kemiğinden çok
az miktar kemik iliği (enjektör içine) emilir ve aynen kan gibi
cam üzerine yayılır, boyanır ve mikroskopta incelenir. Bu
incelemede hem löseminin olup olmadığı, hem de tipi belirlenir.
Bazen buna ilave bazı kan ve kemik iliği, gen testleri
gerekebilir.
Ayrıca blast hücrelerinin nereleri işgal ettiğini araştırmak
içinde bazı testler yapılır. Akciğer filmi, karaciğer-böbrek
testleri ve bel suyundan örnek alıp bakmak anlamına gelen "lomber
ponksiyon" işlemleri yapılır.
Lomber Ponksiyon
Beyin-omurilik sıvısının incelenmesi beyin dokosunun lösemi
hücreleri ile tutulumunu gösterir. Lomber ponksiyon için hasta
oturur veya yatar pozisyonda ve doktora arkası dönük olarak
yerleştirilir. Bel bölgesi temizlenir, uyuşturulur ve özel bir
iğne ile girilerek bel suyundan birkaç damla örnek alınır. Bu
sıvıda kan gibi cama yayılır, boyanır ve mikroskopla bakılarak
blast olup olmadığı araştırılır.
Normalde hiç bir hücre yoktur. Varsa beyin-omurilik tutulumundan
söz edilir.
Yumurtalıklar (testis) doktor tarafından muayene edilmelidir.
Şişme, renk değiştirme blastların işgaline işaret olabilir.
Kateter Uygulaması
Çocuklara acı veren iğne batırılarak parmak ucundan veya
damardan kan alma işlemi yerine veya ilaçların, kan ve kan
ürünlerinin deri-deri altı dokulara kaçmadan damar yoluyla
verilebilmesi için derin damarlara kateter uygulaması (Hickman,
Groschong) yararlıdır. Kateter narkoz altında göğsün sağ veya
sol bölgesinden çıkış noktası bulup boyun kısmından derin
damarlara yerleştirilir. Haftada 1-2 kez bakımı ve pansumanı
gereklidir.
Hastaneye yatış ve tedavi
Bu önemli, ciddi, ancak iyileşmesi mümkün hastalıkla ilk
mücadele, hastanede yapılmalıdır.
Bu dönemin bazı özellikleri ve safhaları vardır.
1- Lösemi tanısının aileye söylenmesi:
Mutlaka en zor dönemlerden biridir. Kıymetli evladının özellikle
adı nedeniyle çok ürkütücü olan bu hastalığa tutulduğunu
öğrenmek anne/baba için zor ve kabullenmesi güç bir durumdur. Bu
anı anne/babaların tümü en zor dakika olarak tanımlamaktadırlar.
Ancak tanının anne/babaya uygun ve doğru bilgilerin eşliğinde
aktarılması doktorun önemli görevidir. Beraberinde psikiyatrist
ve psikolog, sosyal uzman ile beraber konunun uzmanı bir doktor
aileye tanıyı aktarır ve hastalığı tanıtır. Ayrıca anne/babanın
sorularını da cevaplayarak birlikte mücadelenin ilk adımını
atar.
2- Çocuğun hastaneye yatışı:
Hastaneye kabülü ile çocuk yepyeni bir dünyaya adımını atar.
Yepyeni insanlar, garip aletler, canını da yakan birçok
işlemlerle karşılaşır. Çevresi de kendisi gibi çocuklarla
doludur. Onlarla ve yeni yaşamıyla bir denge sağlamaya çalışır.
Özellikle küçük ise ilk günler sürekli bir isyan halindedir.
Ağlar, bağırır, hiç kimseye yakınlık göstermez. Belki yalnız
annesine inanır. Daha sonra bir kabullenme ve çevreye yönelme
devri başlar. Hala ağrılı işlemler onu rahatsız eder, ama
çevresiyle daha ilişkilidir. Bu dönemlerde doktor, hemşire
yanında psiko-sosyal ekip de çocuğa ve anne/babaya destek
olmalıdır.
Bütün çocuklar hastalıklarını da bilmek isterler. Anlayabileceği
dille bilgi verilmelidir. Özellikle uzak kaldığı okulu,
arkadaşları onu çok üzebilir. Yaşa göre oyun odaları veya okul
dersleri ile ilişkisini sürdürebilecek bir hastane okulu çok
yararlı olacaktır. Ayrıca meşguliyet eğitiminin yanında odalara
özellikle mutlak izolasyon dönemlerinde konacak televizyon,
bilgisayar, resim malzemesi çocuk için son derece faydalıdır.
Oda meşguliyetlerinde psikososyal ekip ve anne de görev alır.
Uzun yatak istirahatlerinin sonucunda ortaya çıkacak kas
erimesini önleyebilmek için egzersizler, bisiklet kullanımı,
fizyoterapistler eşliğinde uygulanmaktadır.
Lösemi tedavisi:
Hastalığın tedavisi mümkündür. Ancak mutlak olarak anne/baba,
çocuk ile doktor/hemşire/psiko-sosyal ekibin işbirliği şarttır.
Tedavide çeşitli yöntemler kullanılır.
a) Kemoterapi (ilaç tedavisi)
b) Radyoterapi (ışın tedavisi)
c) Destekleme tedavisi
d) Kemik iliği nakli
Doktorunuz çocuğunuza uygulayacağı tedaviyi bir çok özelliği göz
önüne alarak seçecektir: tedaviyi kaldırabilmesi, hastalığının
tipine göre en uygun tedavi seçimi v.b. dikkate alınacaktır.
Amaç hastalığı iyileştirmektir. Aynı tanıyı alsalar bile sizin
çocuğunuz diğerlerinden farklıdır. Asla hastaları ve
hastalıklarını birbirleri ile mukayese etmeyin.
A) Kemoterapi (ilaç tedavisi)
Lösemi tedavisinde ilaçla tedavi çok önem taşır. Her gün daha
yeni ve etkili ilaçlar bulunmakta ve kullanılmaktadır. Lösemide
tipi ne olursa olsun ilk hedef, lösemi, "blast"larının
işgalindeki kemik iliğini, yoğun ilaç tedavileriyle
temizlemektir. Bu dönemde hasta değişen sürelerde ama mutlaka
hastanede tutulmalıdır. Anne-baba-çocuk bu güç dönemi beraber
atlatırlar. Damardan, ağızdan alınan ve ayrıca bel iğnesi ile
verilen bir çok ilaç kullanılarak blastlara karşı savaş
kazanılmaya çalışır. Bu döneme "HÜCUM" dönemi (indiksiyon da)
demekteyiz.
Başarı sağlanırsa hedeflenen; kemik iliğinin uykuya sokulması "REMİSYON"
ve blastlar yok edilerek yerini işe yarar iyi hücrelerin
(kırmızı kan hücresi, beyaz kan hücresi, trombosit) almasıdır.
ALL'li 100 çocuktan 90'ı AML'li 100 çocuktan 75'i "Remisyon"a
ulaşacaktır.
İndiksiyon dönemini tamamlayan çocuklara sağlanan uyku dönemini
daha da sağlamlaştırmak için bir "SAĞLAMLAŞTIRMA" (konsolidasyon)
tedavisi uygulanır. Artık hastalığa karşı ilk zafer
kazanılmıştır. Ancak hastalığın blast hücreleri beyin-omurilik
gibi ilaçların çok iyi ulaşamadığı yerlere saklanabilirler,
hatta ilk başlangıçta bile buraları tutabilirler. İlaçlarımızı
onlara ulaştırmak için "lomber ponksiyon ve bel iğnesi (intratekal)"
tedavi yapılır. Direkt olarak bel suyuna ilacımızı vererek
saklanmış blastlara yüz yüze mücadele yapma şansını sağlarız.
Aynı amaçla ikinci bir uygulama da başa (beyine) ışın tedavisi
uygulamaktır. Bu tedaviye "Radyoterapi" denir.
Lösemide sık kullanılan ilaçlar, kullanım şekli:
Prednizolon / damar içi, kas içi ve ağız yolu
Vincristine / damar içi
L-Asparaginase / deri altı, kas içi (damar içi)
Cyclophosphamide / damar içi
Daunorubicine / damar içi
6-Mercaptopurine / ağız yolu
Methotrexate / damar içi, ağız yolu, intratekal
Aclarubicin / damar içi
Cytosine Arabinoside / damar içi, deri altı
Etoposide / damar içi
Thioguanine / ağız yolu
Mitoxantrone / damar içi
Amsacrine / damar içi
Lösemide kullanılan ilaçların yan etkileri:
Lösemi tedavisi şarttır, ancak ilaçlar iki tarafı keskin kılıç
gibidir. Bozuk lösemi hücrelerini yok edip öldürdükleri gibi
sağlam dokulara da zarar verebilmektedir. Tedavi sırasında
istenmeyen etkiler görülmektedir.
Erken dönemde görülen yan etkiler:
Bulantı ve kusma:
Genellikle sitostatik ilacın verilmesinden 4 saat sonra gelişir
ve 2 gün kadar sürer. Günümüzde bulantı kusmayı azaltıcı ilaçlar
yararlı olabilir. Bulantı oluşumunun nedeni mide-barsaktaki
hücrelerin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan serotonin adlı
hormondur.
Serotonin hormonunun sinir sistemi uyarısı ile beyindeki bulantı
kusma merkezi uyarılır ve sonuç olarak bulantı-kusma gelişir.
Bulantı-kusma olduğunda ilaçlara ilâve olarak bazı önlemler
yararlı olabilir. Besinler soğuk, ılık yenmeli, sıcak olanlardan
kaçınılmalıdır. Ağır, yağlı, tatlı, tuzlu, baharatlı, karışık
besin alınmamalı, limon sıkılmalı, patates, pirinçli gıdalar,
elma, muz gibi meyveler tercih edilmelidir.
Ağır kokulardan uzak durulmalı, temiz hava alınmalı, müzik,
televizyon, oyunlar ile dikkat başka alanlara çekilmeli ve
uyumaya çalışılmalıdır.
Saç dökülmesi:
Kimi hastaların saçları tamamen dökülebildiği gibi bazılarının
ki daha az etkilenir. Kaşlar, kirpikler, vücudun muhtelif
yerlerindeki tüyler de dökülebilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu
durum geçicidir ve saçlar daha gür ve yumuşak olarak tekrar
çıkacaktır.
Saçlar neden dökülür? Aslında saçın kendisi canlı değildir;
saçlı deride bulunan saç hücreleri bu saçları üretir. Sitostatik
ilaçlardan bu saç hücreleri zarar gördüğü için saçlar dökülür.
Hücreler yenilenince saçlar tekrar çıkar.
Tedavi sırasında hastanın saçları kesilirse, dökülen saçlar
etrafa saçılmaz ve rahatsızlık vermez. Ancak saçlar psikolojik
nedenlerle kestirilmek istenmezse daha dikkatli bakım ister.
Saçlar ılık su ile tahriş etmeyen şampuanlar ile yıkanmalı,
jöle, lastikli toka v.s. kullanılmamalıdır. En iyisi bone
takmaktır. Bu dönemde peruk takılabilir.
İnfeksiyonlara artmış eğilim:
İlaçların başlıca yan etkisi enfeksiyonlara sık ve ağır olarak
yakalanmadır.
Tedavi sırasında gerek savunma sisteminin diğer hücreleri,
gerekse akyuvarlar sayıca azalacağı ve fonksiyonları da
bozulacağı için vücut direnci bozulur ve solunum yolu, idrar
yolu, barsak, mukoza infeksiyonları da artar. Enfeksiyon
etkenleri olarak viruslar (Herpus uçuk virusu, CMV, EBV,
parvovirus) mantarlar (candida ve aspergillus) ve bakteriler
(Gram (+) ve Gram (-), anaerobik) sayılabilir.
Kendimizi İnfeksiyonlardan nasıl koruyalım?
- Besinlerimizi ihmal etmeyelim, düzenli beslenelim.
- Kendimizi aşırı yormayalım.
- İnfeksiyonu olan kişilerden uzak duralım. Okul, kreş, otobüs,
toplantı gibi kalabalık ortamlara girmeyelim.
- Canlı aşı uygulanmış (felç aşısı) kişilere yaklaşmayalım.
- Durgun su kullanmayalım.
- Temizliğe (banyo, diş, ağız, tuvalet v.s.) dikkat edelim.
- Besinleri hep taze, her öğünde pişmiş olarak tüketelim. Sütlü
gıdaları kaynatarak yiyelim. Soyulmuş muz, elma gibi meyve
haricindeki sebze, meyveleri pişirip yiyelim.
- Çiçek ve süs bitkileriyle yakın temas etmeyelim.
- Sık sık ellerimizi yıkayalım.
- Banyo küvetinde yıkanmak yerine duşu tercih edelim.
- Tuvalet yaptıktan sonra o bölgemizi sabunlayalım.
Hangi durumlarda acilen doktora, hastaneye başvuralım?
- Ateş 38 C° dereceyi geçerse
- Öksürük, boğaz ağrısı olursa
- Aşırı terleme veya üşüme hissi duyulursa
- Sık idrar ve ağrılı idrar yapma
- Deride sivilce gibi kızarıklık, ısı artışı gelişen durumlar
- Yanıklar
- İshal gelişirse
Halsizlik, Yorgunluk
Kemoterapinin geçici yan etkilerindendir. İlaçlar kemik iliğine
zarar verir ve daha az alyuvar üretebilir, daha az oksijen
vücuda taşınabilir. Bu kaslarda kuvvetsizlik, baş dönmesi, baş
ağrısı, konsantrasyon bozukluğu yaratabilir.
Yine yetersiz beslenme, azalmış uyku, ağrı, korku, sinirlenme ve
psikolojik olarak etkilenme sonucu da gelişebilir.
İştahsızlık
Tedaviye bağlı tat alma hissinde azalma, çiğneme ve yutma
güçlüğüne bağlı gelişir. Genellikle bulantı ve kusma ile
birliktedir. İştahsızlığı azaltmak için besinler sık sık az
miktarlarda yenmelidir.
Kahvaltı ihmal edilmemeli, besinler özenle iştah açıcı
şekillerde sunulmalıdır. A ve C vitaminlerden zengin tablet veya
besinler alınmalıdır.
İlaç Sızıntısı
Bazı ilaçlar damara verilirken dışarı sızarlarsa yakarlar ve
kötü yaralar açarlar. Bu tip ilaçlar uygulanırken dikkat
edilmeli ve acı hissinde doktor, hemşire uyarılmalıdır.
Sarılık/Böbrek Sorunları
Nadirdir. Uygun testlerde izlenerek gerekli tedbirler alınır.
Havale
Nadiren hastalarda özellikle bel iğnesi ve radyoterapi esnasında
görülür. Uygun ilaç değişimi ile düzene sokulur. Bazen de beyin
tutulumunun işaretidir.
Kalp ile ilgili sorunlar
Bazı ilaçlar kalbi de etkileyebilir ve kalp kasını bozabilir. Bu
durumda o ilaca devam edilmez.
Mide ağrısı - Yanma/Kusma
Özellikle prednol gibi kortikosteroid alanlarda olur. Uygun
ilaçlarla düzeltilir.
Kan şekeri artışı
Bazı ilaçların yan etkisidir. Uygun diyetle ve tedavi ile
düzeltilir.
Ağızda yaralar
Uygun ağız bakımı ve ilaçlarla düzeltilir.
Geç dönemde görülen yan etkileri:
Büyüme-gelişme geriliği
Alınan yoğun tedaviler, özellikle kemik iliği nakli sonrası
görülebilir. Büyüme yavaşlayabilir. Radyoterapi sonrası bazen
çocuğun okul başarısı etkilenebilir. Işınlama 2 yaşın altında
yapılmaz.
Kısırlık
Normal şartlarda çok nadirdir. Ancak yoğun tedaviler, kemik
iliği nakli sonrası kaçınılmazdır.
Graftın alıcıyı reddi
Kemik iliği nakli sonrası deri, karaciğer sorunları ve ishale
giden bir tablodur. Özel ilaçlarla korunma ve tedavisine
çalışılır.
Katarakt
Kemik iliği nakli sonrası görülebilir. Uygun cerrahi müdahale
ile düzeltilir.
B) Radyoterapi (ışın tedavisi):
Işın tedavisi 2-3 hafta sürer. Her hafta belli sürelerle
uygulandığı "DEVAM (İDAME)" dönemi izler. Artık hasta normal
yaşamına döner, okulu, arkadaşları, ailesi ile günlük
uğraşlarını sürdürür. Bazı ilaçları sürekli ağzından uygularken,
diğerlerini aylık ziyaretlerle hastanede alır. Bu dönem 2-3 yıl
sürer ve sonuçta her şey yolunda giderse şifaya ulaşır.
Ancak bazen her şey bu kadar düzenli gitmez ve uyuyan lösemi
blastları bazen kemik iliğinde, bazen beyinde, bazen
yumurtalıkta yeniden uyanır. Biz buna "TEKRARLAMA (RELAPS)"
dönemi deriz. O zaman kemoterapi yanında kemik iliği nakli gibi
başka yöntemlere de yönelmek genellikle gerekecektir.
C) Destekleme tedavisi:
Büyük bir harbe benzetebileceğimiz ve hem hasta, hem aile, hem
de doktor için büyük bir mücadele dönemi olan hücum ve
sağlamlaştırma dönemlerinde sorun yalnız lösemi değildir.
Verilen ilaçların yan etkileri, lösemi ve tedavisi ile boşalan
ve henüz gerekli hücrelerini yapamayan, hırpalanmış bir kemik
iliğinin getirdikleri de problem doğurabilir. Özellikle
trombositlerin yokluğu kanamalara ve beyaz kan hücrelerinin
(lökosit) yokluğu da infeksiyona yol açabilir. Bunun için kan
merkezlerinde trombositlerin ayrılması ile elde edilen "trombosit
süspansiyonları" verilerek kanamaların oluşumu önlenebilir.
Trombosit süspansiyonları hücre ayrım cihazları ile (cell
seperator) sağlıklı seçilmiş vericilerden hazırlanır. Ne yazık
ki aynı şey lökositler için geçerli değildir.
Lökositlerin ayrılması ve uygulanması denenmişse de çok fazla
sorun doğurduğu görülmüştür. Onun yerine hastayı enfeksiyondan
korumak için beyaz kan hücreleri yükselene dek temiz,
giriş-çıkışı kısıtlanmış özel odalarda tutma yoluna gidilmiştir.
Bu esnada gerek anne-babalara, gerekse doktor, hemşire, sağlık
personeline büyük görev düşmektedir. Şu noktalar asla ihmal
edilmemelidir:
- Odaya giren her kimse mutlaka elini en azından sabunla, daha
iyisi uygun mikrop kırıcı (antiseptik) sıvılarla yıkamalıdır.
- Ayakkabı ve giysilerle dış ortamın mikropları içeri
taşınabilir. Bunun için maske, eldiven, galoş (ayakkabı üzerine
giyilen lastik kılıf), önlük gibi koruyucu malzeme mutlaka
kullanılmalıdır.
- Hastaların kendi derileri, ağız-mide-barsak sistemleri de
mikrop kaynağı olabilir. Onun için hasta sık sık yıkanmalı, en
azından derisi silinmeli, ağız bakımı muntazam yapılmalı,
doktorunuzun önereceği ilaç ve gargaralar muntazam
kullanılmalıdır. Hastanın yiyecekleri ve suyu özellikle
lökositleri düşükse mutlaka kaynatılmalı, pişirilmelidir.
Eğer infeksiyon ortaya çıkarsa uygun antibiyotikler ve gerekirse
mantar ilaçları ile tedavi yapılmalıdır.
D) Kemik iliği nakli:
Son yılların en büyük keşfi basit olarak sağlam bir kişiden
alınan kemik iliğinin iyice tedavi edilmiş (kemoterapi,
radyoterapi görmüş) hastaya verilerek onun hasta kemik iliğinin
yerini almasını sağlamaktır. Böylece artık kemik iliğinde
lösemik blastlara yer kalmaz ve hasta şifaya kavuşur. Bu
yöntemle hastalığı tekrarlamış her 10 ALL'den 5'i (ALL'de ilk
remisyon uyuma dönemi bozulmadan sürerse kemoterapiye devam
edilir. Kemik iliği nakline gerek yoktur.) kurtulur. AML'de ise
ilk remisyonda kemik iliği nakli uygun olur ve her 10 hastadan
6-7'si bu yöntemle kurtulabilir. Ancak bu işlem o kadar da kolay
olmayabilir. Yaklaşık 4-6 hafta hasta tamamen mikropsuz bir
ortamda korunmalıdır. Ayrıca kanama olmasın diye trombosit
süspansiyonları da verilmelidir.
Kemik iliği nakli için öncelikle, bir verici bulunmalıdır. Bu
verici ideal olarak kardeştir. Ancak öncelikle "doku uygunluğu
testi" yapılır. Uygun verici aranır. Bazen hastanın kendi kemik
iliği de remisyonda iken alınıp, blastalardan temizlenip
dondurularak saklanır ve gereğinde kullanılır. Verici çok
nadiren yakın akrabalar veya dokusu uygun yabancılar da
olabilir. Eğer verici hastanın kardeşleri veya yakınları ise bu
tip kemik iliği nakline "allojenik" kendi kemik iliği ise "otolog"
denir. Bunun yanında bazen verilen kemik iliği hastayı, bazen de
hasta verilen kemik iliğini kendine uygun bulmaz. Bu da ya kemik
iliğinin reddi (graft versus host hastalığı-GVHD) ya da hastanın
kemik iliğini reddi ile sonlanır (rejeksiyon). Bazen de lösemi
her şeye rağmen geri gelir (relaps). Yine de şifa şansı vardır.
Kemik iliğini veren kişiye hiç bir zararı yoktur. Sadece 30-45
dakikalık bir anestezi ile kemik iliği alınır. Bunun dışında
normal yaşamını sürdürür.
Tedavilerini tamamlayan hasta artık yaşıtları arasına karışır.
Özellikle 5 yılını doldurduğunda her şeyi geride bırakır.
Geleceğe yönelir.
3- Ailenin diğer fertleri ve kardeşleri:
Özellikle evde kalan çocuklar çok önemli bir sorun
oluşturabilir. İlk dönemde ailede bir sorun olduğunu hisseden
kardeşlerde korku ve kargaşa hissi kaçınılmazdır. Kardeşlerinin
hasta olduğunu anlamasalar dahi; onun yokluğunu anne-babanın
huzursuz ortamı, evden uzaklaşmaları onları çok rahatsız eder.
Bu aşamada onların sorunlarına ciddi ve tatmin edici cevaplar
vermek, onları dinlemek gerekir. Küçük yaştakiler basit
açıklamalarla yetinirken, büyük çocuklar detaylarını
sorabilirler.
Onlara löseminin ciddi ve özel ihtimam gerektiren bir hastalık
olduğunu anlatmak, duygu ve düşüncelerini paylaşmak, sırdaş
olarak almak çok yararlı olabilir. Kardeşlerinin tedavisinde rol
oynamak onların terk edilmek ve suçluluk gibi duygulara
saplanmasını da engelleyebilir. Hatta uygun şartlarda hastanede
kardeşlerini ziyaret etmeleri de sağlanmalıdır. Böylece onunla
olan ilişkileri daha canlı sürdürülebilir.
4- Diğer aile sorunları:
Anne/babanın sorunları yalnızca çocuklarının hastalığının
tedavisi olmamaktadır. Lösemi tedavisi uzun, masraflı bir
süreçtir. En önemli sorun bu ağır masrafların karşılanmasıdır.
Özellikle SSK, Emekli Sandığı gibi bir sigorta sisteminin
güvencesi altında olmayan bir ailenin işi çok zordur. Bu aileler
ya sosyal güvenceli bir işe teşvik edilmeli ya da Sosyal
Yardımlaşma Vakfı gibi yardımlardan yararlandırılmalıdır. İkinci
önemli sorun aile içi psikolojik sorunlardır.
Anne-baba-kardeşler konuyla ilgili psiko-sosyal ekibin destek
tedavilerine alınmalı, grup tartışmaları ve belli aralarla
yapılacak eğitim seminerleriyle sorunlarına destek olunmalı,
soruları cevaplanmalıdır. Diğer bir yöntem aileler arası
dayanışmanın sağlanmasıdır.
Lösemi tedavisi sırasında sık kullanılan terimler:
Akut: Hızlı ve kısa süreli.
Anemi-(Kansızlık): Kırmızı kan hücrelerinin sayıca yetersizliği
Bakteri: Hücrelerin olgun aşamaya gelmeden önceki genç,
olgunlaşmamış ana şekli.
Beyin tutulumu: Lösemide, beyin/omurilikte blast hücreleri
saklanabilir ve hastalığın alevlenmesine neden olabilir. Hatta
kemik iliği normal olsa dahi ilk tekrarlama buradan olabilir.
Dalak: Lenf bezleri gibi bakteri ve kanser hücrelerini süzgeç
gibi toplayan bir karın organıdır. Lösemide büyüyebilir.
Deri altı (SC=Subkutan): Bazı kemoterapi ilaçları özellikle
kolda deri altına injekte edilir.
Destekleyici Tedavi (Supportif): Lösemi tedavisinin en önemli
koludur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi, antibiotikler, el
yıkama, özel temiz odalar, maske/galoş, önlük kullanımı bu
tedavinin önemli öğeleridir.
Devam tedavisi (İdame): Gerekli hücum ve sağlamlaştırma
tedavilerini takiben 2-3 yıl süre ile sağlanan kemik iliği
uyumasının (remisyon) şifaya dönüşmesi için yapılan tedavidir.
Doku Grubu: Anne ve babadan yarı yarıya alınan ve insanın
dokusal özelliklerini belirten işaretler (Kan grubu ile aynı
değildir, HLA olarak da anılır).
Eritrosit: Kırmızı kan hücresi. Hemoglobin adı verilen bölümü
ile akciğerlerden dokulara oksijen taşır.
Galoş: Ayakkabı üzerine giyilen naylon/lastik kılıf.
Graftın Alıcıyı Reddi (Graft Versus Host Hastalığı-GVHD): Kemik
iliği nakli sonrası görülen ve deri, karaciğer bulguları ve
ishale giden bir yan etkidir.
Hematokrit: Kanın taşıdığı eritrosit oranını belirleyen bir
ölçüdür. %30'un altında kan verilir.
Hematoloji: Kan ve kan yapan organlarla uğraşan bilim dalı.
Hematolog: Eritrositlerin oksijen taşımasıyla görevli bölümü.
Hickman kateteri: Ameliyatla damara konan ve kan alma tedavi
işlerinde kullanılan özel hortum.
Hücum tedavisi (İndüksiyon): Lösemide kemik iliğini işgal eden
ve blastların yok edilmesi ve kemik iliğinin uykuya sokulması (remisyon)
için yapılan tedavi bölümü.
İmmun Sistem: Vücudun hastalıklara karşı direnmesini sağlayan
lökosit ve benzeri bazı hücrelerden oluşan sistemdir.
İnfeksiyon: Vücutta hastalık yapıcı mikroorganizmaların
çoğalması ve vücudu işgali.
İntramüsküler (İM): İlacın kas dokusu içine yapılması.
İntratekal (İT): İlacın direkt olarak belden özel iğnelerle bel
suyuna verilmesi.
İntravenöz (İV): İlacın damara direkt verilmesi.
Kan grubu: Kan hücreleri insandan insana değişen ve özel
yöntemlerle gösterilebilen işaretleyiciler taşır. Kan naklinden
önce alıcı ve vericide aynı olmaları şarttır. Başlıcaları A, B,
O, AB ve Rh (+) / (-)'dir.
Kanser: Kontrolsuz ve normal dışı hücre artışı ile giden
yaklaşık 100 hastalığın ortak adıdır. Artan hücre urlar
yapabilir, diğer dokuları işgal edebilir.
Karaciğer: Hayatın devamı için gerekli birçok karmaşık işi yapan
(sindirim, kan proteinleri yapımı, artıkların yok edilmesi) bir
karın içi organıdır.
Kemoterapi: Kansere karşı ilaçlarla tedavi.
Kronik: Belirti ve bulguları uzun süren, yavaş ortaya çıkan,
süregen.
Kültür: Ateş/infeksiyon anında neden olan mikroorganizmanın
(bakteri) tespiti için alınan kan, boğaz, idrar, dışkı
örneklerinde yapılan ve etkili antibiotikleri de (infeksiyonlara
karşı kullanılan ilaçlar) gösteren testler.
Lenf Bezi: Tüm vücuda yayılmış, özel sistemi bulunan ve bakteri,
kanser hücreleri için süzgeç görevi yapan organlar. Lösemide
büyüyebilirler.
Lökosit: Beyaz kan hücreleri.
Lomber Ponksiyon: Bel suyunun incelenmesi veya ilaç verilmesi
amacıyla yapılan, belden özel iğnelerle girilerek uygulanan tanı
/ tedavi yöntemi.
Lösemi: Kemik iliğinde olgunlaşmamış, genç blast hücrelerinin
kontrolsuz çoğalması ile giden ve kan kanseri adını da alan bir
hastalık.
Mantar: Tüm vücutta infeksiyon yapabilecek bir çeşit hastalık
erkeni.
Nötrofil: Beyaz kan hücrelerinin, bakteri, mantar, viruslara
karşı vücut medafaasında önemli bir rol oynayan tipi. (Nötropeni:
Nötrofillerin normalden az olması).
Onkoloji: Kanserin fiziksel, kimyasal, biyolojik tüm özellikleri
ile uğraşan bilim dalı.
Onkolog: Onkoloji ile uğraşan bilim adamı.
Oral: İlacın ağız yolu ile verilmesi.
Patoloji/Patolog: Hastalıkların dokuda yaptığı değişiklikleri
inceleyen, yorumlayan ve tanı koyan bilim dalı, bilim adamı.
Pateşi/Ekimoz: Özellikle trombositin düşük olduğu hastalarda
deri içine küçük / büyük kanamalar.
Prognoz: Hastalığın sonucu / geleceği hakkında tahmini yaklaşım.
Radyoterapi: Özel aletlerden çıkan ışınları kullanarak yapılan
tedavi.
Rejeksiyon: Hastanın dışarıdan verilen dokuyu (Ör. Kemik iliği)
reddi.
Relaps: Hastalığın uykuya daldıktan sonra yeniden uyanma ve
bulgu vermesi.
Remisyon: Uygun tedavilerden sonra lösemik hücrelerden
temizlenmiş kemik iliğinin uykuya dalması, normal çalışması.
Sağlamlaştırma Tedavisi (Konsolidasyon): Uygun hücum tedavisiyle
remisyon sağlandıktan sonra yoğun bir tedavi ile yapılanların
garantiye alınması.
Şifa: Hastalığın kesin olarak iyileşip bir daha geri gelmemesi.
Testis (Yumurtalık) tutulumu: Erkek çocuklarda testislere
saklanan lösemi hücrelerinin çoğalması ile şişme, hassasiyet ile
giden ve hastalığın tekrarına neden olan durum.
Trombosit: Kanın pıhtılaşmayı sağlayan, zedeli damarı tıkayarak
kanamayı durduran hücresi.
Virüs: Çok küçük, ancak özel alet ve yöntemlerle saptanan
kızamık / suçiçeği gibi hastalıkları yapan etken.
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık...
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş
bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326
413 01 77
GSM: 0532 631 86 79 - 0555 347 62 53 - 0542 215 54 72
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
|
Lütfen Okuyunuz..!
Şimdiye
kadar çaresiz kaldığınız herhangi bir hastalığı şifalı
bitkilerle yenebilirsiniz, Tabi ki şifalı bitkilerle alternatif
çözüm ararken mutlaka tıp doktorlarının tavsiyesi ve gözetiminde
olmalıdır. çünkü biz tıp doktoru değiliz. Şunu unutmayalım
kanser olsun hepatit olsun çaresi olmayan bir hastalığınız olsun
mutlaka alternatif olarak şifalı bitkilerden faydalanabilirsiniz
ama doktor tavsiyesi ve gözetiminde olmalıdır.
Şimdiye
kadar çaresiz kaldığınız hastalığınızı şifalı bitkilerle
yenebilir bundan sonraki hayatınızı daha huzurlu ve sağlıklı
geçirebilirsiniz. Önce doktorunuza gidiniz, doktorunuz tavsiye
ederse bize geliniz. Bu alternatif tıp doktorlarının gözetiminde
olmalıdır çünkü bizler doktor değiliz acizane hastalara
hastalılarıyla ilgili yardımcı oluyoruz. Bizler tedavi etmiyor
tedaviye yardımcı oluyoruz.
HİÇ BİR
HASTALIK YOKTUR Kİ ŞİFASI OLMASIN, ÖLÜM HARİCİNDE!!!
Emekli
Araştırmacı Basın Mensubu
Şifalı Bitkiler Uzmanı
HERBALİST KEMAL
(0326) 413 01
77
0532 631 86 79
0555 347 62 53
0542 215 54 72
iletisim@kevserlokmanhekim.com
herbalist@kevserlokmanhekim.com
Sağlıklı Yaşam
Dileklerimizle...
|