|
Rahim Ağzı
Kanseri HPV
Kadınların Kabusu Rahim Ağzı Kanseri Nedir?
Evet Rahim Ağzı Kanseri HPV Tedavisi Mümkün Olan Bir
Hastalıktır.
Kadınların kabusu: Rahim ağzı kanseri
Korunmanın yolu HPV aşısından geçiyor. Aşıyı sadece bayanlar
değil erkekler de vurulabiliyor.
Kadınlarda rahim ağzı kanserini engelleyen HPV aşısı son
günlerin en çok tartışılan konularından birisi. Anadolu Sağlık
Merkezi’nden Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç.Dr. Fatih
Güçer, HPV aşısı ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı, son
gelişmeleri anlattı.
Rahim ağzı kanserine yol açan HPV virüsü nasıl bulaşıyor ?
Tüm dünyada yaklaşık 630 milyon kadının enfekte olduğu HPV,
temas ve cinsel ilişki yoluyla bulaşıyor. HPV’nin 100'e yakın
tipi bulunuyor ancak bunlardan sadece 30'u kadın ve erkek
genital organlarında enfeksiyona neden oluyor.
Virüs vücuda girdikten ne kadar sonra enfeksiyon belirtileri
görülmeye başlıyor ?
HPV virüsünün kuluçka süresi yaklaşık 9 ay. Enfeksiyon
etkilerinin ortaya çıkması için virüsü aldıktan sonra yaklaşık 1
yılın geçmesi gerekiyor.
Rahim ağzı kanserinin risk faktörleri neler ?
HPV için en önemli risk faktörü çok eşlilik. Aynı zamanda sigara
içimi, doğum kontrol hapı kullanımı, A vitamini eksikliği,
herpes virüsü enfeksiyonu, immün sistemde direncin bozuk olması
gibi durumlarda HPV enfeksiyonunun kişiye geçme olasılığı artar.
HPV virüsü aynı zamanda gırtlakta da papillom dediğimiz bir
takım lezyonlara, genital bölgede siğillere de sebep olmaktadır.
Rahim ağzı kanseri aşısını kimler yaptırmalı ?
Türkiye’de düzenli smear testi yaptırılmadığı için rahim ağzı
kanserine yakalanan hastaların büyük bir çoğunluğu artık cerrahi
şansının kalmadığı safhada hekime gidiyor maalesef. Bu nedenle
korunma çok önemli. Özellikle 9-13 yaş aralığındaki kız
çocukları aşılandığı takdirde, bu kişilerde rahim ağzı
kanserinden büyük ölçüde korunma sağlanmış olacaktır. Bu yaş
aralığı isteğe bağlı olarak 26 yaşına kadar uzatılabiliyor.
Aslında tüm toplumu aşılayacak olursak bundan 20-30 yıl sonra
Türkiye’de hiçbir rahim ağzı kanseri kalmaz. Bazı ülkelerde
örneğin Avusturalya’da 55 yaşına kadar olan kadınlara HPV aşısı
uygulanmakta. Yani yaş sınırı aslında biraz göreceli bir kavram
olarak gözükmekte. Ancak şunu da muhakkak belirtmek lazım; şu
anda piyasada bulunan HPV aşısı kansere neden olan tiplerden 16
ve 18’e karşı koruyucu, diğer kansere neden olan tiplere karşı
koruyucu değil. Kansere sebep olan HPV virüsleri içinde 16 ve 18
tüm kanserlerin yüzde 70'ini oluşturuyor. Demek ki, kanserlerin
yüzde 30'u aşının korumadığı türden HPV tipleri ile oluşuyor.
Yani aşı olmak demek kansere yakalanmama garantisi değil. Aşı
olunduğu zaman da smear taramasının aynı şekilde devam etmesi
gerekiyor.
Hamilelik döneminde öneriliyor mu ?
Gebelik sırasında önerilmiyor ama emziren kadınlar aşılanabilir.
Gebelikten önce başlanmışsa, devam edilmez, gebelik sona
erdikten sonra yeniden aşılama yapılabilir.
Erkeklere uygulanabiliyor mu ?
Erkeklerin aşılanması hâlâ tartışılıyor. Çünkü onlarda da
kansere yol açmayan genital siğiller oluşuyor ve onları önlemek
için aşılanmanın gerekliliği tartışılıyor. Tercih ederlerse
erkekler de taşıyıcı olmama adına 9-15 yaş arasında
aşılanabileceği bildiriliyor. Erkeklerde nadir de olsa penis
kanseri görülebilmektedir ve penis kanserinin gelişimi ile HPV
virüsü enfeksiyonu arasında ciddi bir ilişki olduğundan,
aşılanan erkek çocuklarının penis kanserine karşı bir korunması
söz konusu olabilir.
Aşının herhangi bir yan etkisi var mı ?
HPV aşısı canlı bir aşı olmadığı ve hepatit aşıları gibi genetik
teknoloji ile hazırlandığı için, canlı virüs aşısı olmaması
sebebiyle birçok kişiye rahatlıkla yapılabilir. Aşının bilinen
bir yan etkisi yok. Diğer aşılar gibi yapılan yerde lokal ısı
artışı, kızarıklığa yol açabilir. 3 doz yapılıyor. İlk dozdan 2
ay sonra ikinci doz, ilk dozdan 6 ay sonra da üçüncü doz
yapılıyor. Çok yeni olduğu için uzun dönem koruyuculuğu hakkında
bir bilgimiz yok. Henüz 7 yıl çalışılmış. 7 yıla kadar
koruduğunu biliyoruz.
Aşıyı vurulduktan sonra tekrar etmek gerekiyor mu ? Ne zaman ?
Eğer aşı düzenli olarak belirtilmiş olan zaman aralıklarında
yapılmış ise kısa süre içerisinde tekrar etmeye gerek yok. Elde
olan 7 yıllık sonuçlara göre tekrara gerek yok.
HPV hem kadınları hem de erkekleri etkileyen yaygın bir
virüstür. HPV'nin 100'den fazla farklı tipi vardır. Belirli HPV
tipleri ellerde ve ayaklarda yaygın siğillere neden olur. HPV
infeksiyonlarının çoğu tipi herhangi bir belirti veya işaret
göstermez tedavisiz iyileşir.
Genital HPV olarak bilinen yaklaşık 30 HPV tipi genital bölgeyi
etkiler. Bazı tipler serviksin (rahim ağzı) çeperini oluşturan
hücrelerin anormal hale gelmesine yol açabilir. Tedavi
edilmediğinde bu anormal hücreler bazen kanser hücrelerine
dönüşebilir. Diğer HPV tipleri genital siğillere ve servikste
(rahim ağzı) iyi huylu (anormal, kansere yol açmayan)
değişikliklere neden olur.
HPV infeksiyonlarının bu iki tipi de rutin jinekolojik
muayenenin bir parçasını oluşturan Pap testlerinde anormalliğe
yol açabilir.
Rahim Ağzı Kanseri Nedir?
Vücudun bir bölgesindeki hücreler anormal şekilde çoğalmaya
başladığında kanser gelişebilir. Rahim ağzı kanseri servikste
(rahim ağzı) anormal hücre çoğalmasıdır. Serviks uterusun
(rahim) vajinaya açılan alt bölümüdür.
Rahim ağzı kanseri yaşamı tehdit edebilen ciddi bir hastalıktır.
Bir kadın Human Papillomavirüs’ün (HPV) belirli tipleriyle
infekte olduğunda ve infeksiyondan kurtulamadığında serviksin
duvarında anormal hücreler gelişebilir.
Erken saptanıp tedavi edilmezse bu anormal hücreler rahim ağzı
kanseri öncüllerine ve kansere dönüşebilir. Çoğunlukla bu uzun
yıllar alır; ancak nadir durumlarda bir yıl içinde de
gelişebilir. Doktorunuzla Pap testini (Papanicolau smear olarak
da bilinir) içeren jinekolojik muayene hakkında görüşünüz; bu
test serviksteki kuşkulu hücre değişikliklerinin saptanmasına
yardımcı olabilir.
Anormal Servikal Hücrelerin Nedenleri Nelerdir?
Anormal servikal hücrelerin pek çok farklı nedeni vardır (infeksiyon
ve inflamasyon -iltihap- gibi) ancak çoğunlukla bunlar Human
Papillomavirüs’ün (HPV) belirli tiplerinden kaynaklanır. HPV’nin
genital bölgeyi etkileyen yaklaşık 30 tipi vardır ve bunlar
genital HPV olarak bilinir. Bazı tipler serviks (rahim ağzı)
duvarındaki anormal hücrelerin kanser öncülleri veya kansere
dönüşmesinde etken olabilir. Diğer tipler genital siğillere ve
servikste başka iyi huylu (anormal ancak kansere yol açmayan)
değişikliklere neden olabilir.
Genital HPV’nin tüm tipleri anormal Pap testlerine yol açabilir;
işte bu nedenle jinekolojik muayene bu kadar önemlidir.
Doktorunuzun önerdiği sıklıkla Pap testi yaptırmayı ihmal
etmeyiniz.
Genital Siğiller Nedir?
Genital siğiller çoğunlukla Human Papillomavirüs’ün (HPV)
belirli tiplerinden kaynaklanan beyaz veya et rengi
oluşumlardır. Genital siğiller kadınlarda ve erkeklerde
çoğunlukla dış genital organların üzerinde veya anüs civarında
ortaya çıkarlar. Daha az yaygın olmakla beraber, genital
siğiller vajinanın içerisinde ve serviksin (rahim ağzının)
üzerinde de görülebilir. Genital siğiller yanma, kaşıntı veya
ağrı gibi belirtilere yol açabilir.
Rahim ağzı kanserine ek olarak, belirli Human Papillomavirüs (HPV)
tipleri vajinal ve vulvar kanser gibi başka kanser tipleriyle
ilişkilendirilmiştir.
Vajinal kanser nadirdir. Vajinal kanser olgularının çoğu
birdenbire ortaya çıkmaz; bunlar uzun yıllar içerisinde gelişir.
Vulvar kanser, vulvadaki (dişi genital organlarının vajina
girişi etrafında bulunan dış kısmı) kanserdir. Vulvar kanser
erken saptanırsa, tam iyileşme şansı oldukça yüksektir.
Son derece nadir olmakla birlikte, belirli HPV tiplerinden
kaynaklanan diğer bir sağlık problemi Tekrarlayıcı Solunumsal
Papillomatozisdir (veya Reküran Respiratuvar Papillomatozis [RRP]).
RRP genellikle genital siğillerin çoğuna neden olan HPV
tiplerine sahip (HPV Tip 6 ve 11) anneden doğan çocukta gelişir.
Virüs anneden çocuğa normal doğum sırasında (vajinal doğum)
geçer.
Tüm dünyada rahim agzi kanseri kadinlarda, meme kanserinden
sonra ikinci en yaygin kanserdir. Dünya Saglik Örgütü (WHO)
güncel olarak tüm dünyada 2 milyondan fazla kadinda rahim agzi
kanseri oldugunu tahmin etmektedir.
Her yil 490,000 yeni rahim agzi kanseri olgusuna tani koyulur.
Bu, günde 1,300`den fazla yeni olgu demektir.
WHO`ya göre 2006`da her gün 650`den fazla kadin rahim agzi
kanseri nedeniyle hayatini kaybedecektir.
Iste bu nedenle, serviksteki (rahim agzindaki) kuskulu hücre
degisikliklerinin kanser öncülleri veya kansere dönüsmeden önce
saptanmasina yardimci olan Pap testini içeren jinekolojik
muayene hakkinda doktorunuzla görüsmeniz önemlidir.
Rahim agzi kanseri bir kadinin yasami boyunca gençlik döneminden
itibaren çok nadir olmakla beraber herhangi bir yasta ortaya
çikabilir.
Rahim agzi kanseri tanisi koyulan tüm kadinlarin yaklasik yüzde
50`si 35-55 yaslari arasindadir. Bu kadinlarin pek çogu onlu ve
yirmili yaslarinda Human Papillomavirüs (HPV) ile karsilasir.
Dış Genital Organlar
Avret ya da haya yeri olarak ifade edilen idrar çıkış deliği ve
cinsel aktivite organı girişinin bulunduğu küçük dudaklar,büyük
dudaklar ve kıllı deriden oluşan bölgedir. Bu kısma tıp dilinde
vulva denir.Vulvada kadının yüzüne yakın tarafında idrar deliği,
hemen daha arkasında da cinsel ilişki organı olan vajina-ki
hazne olarak da bilinen bebeğin doğum kanalıdır- yer alır. Bu
iki girişi sağ ve solda önce küçük dudaklar çevreler. Küçük
dudakları da sağ ve solda büyük dudaklar çevreler. Küçük
dudaklar kılla kaplı değilken büyük dudaklar kılla kaplıdır.
Küçük dudaklar bacaklar kapalıyken genelde görülmezler, ancak
bazı kadınlarda büyük dudaklardan dışarı taşabilirler. Küçük
dudaklarla vajina girişi arasındaki genelde 1-2cm’lik mukoza
yapısına kızlık zarı adı verilir.Kızlık zarı(himen) nadiren tam
bir perde olup her kadında farklı bir yapıya sahiptir.
Çoğunlukla vajina girişini daraltan muntazam bir halkasal
dokudur. İlk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır.
İç Genital Organlar
Cinsel ilişki sırasında erkek cinsel organı penisin içine
girdiği 9-10 cm’lik kanaldan ibaret olan vajina ile başlar.
Vajinaya hazne de denir. Yumuşak ve ıslak yapıdaki bu organ
doğum sırasında olağanüstü bir şekilde esneyip bebek başının
çıkmasına izin verir. Vajinada daha yukarıda rahimağzı ile
karşılaşılır. Rahimağzına tıp dilinde serviks adı verilir.
Rahimağzı dölyatağı olan rahim boşluğu ile vajina arasındaki
bağlantıyı sağlar Rahim tıp dilinde uterus olarak adlandırılır.
Rahimin en iç tabakası/zarı(döl yatağı), döllenmiş yumurtayı
kabul edecek şekilde her ay hazırlanır. O ay yumurta
döllenmişse,gebelik ürünü rahim içine gelir, gömülür ve
gelişmeye devam eder.
Ancak o ay gebelik ürünü yoksa rahim iç zarındaki /tabakasındaki
hazırlık dokusu atılır, bu adet kanaması olarak bilinir. Rahim
içi boşluğu sağda ve solda bulunan birer tüp ile karın içi
boşluğa açılır. Tüplerin karın içine açılan uçlarında sağda ve
solda birer yumurtalık(over) bulunur. Yumurtalıklarda dişi üreme
hücresi(ovum) geliştirilir, yumurtlama(ovulasyon)
gerçekleştirilir.Ayrıca yumurtalıklar kadına kadınsı özellikleri
veren ilk sırada östrojen olmak üzere, progesteron ve diğer bazı
hormonların salgılanması işini yürütür.
KADIN GENİTAL ORGAN KANSERLERİ VE TARAMA YÖNTEMLERİ
Kanser nedir?
Hücrelerin, içinde bulunduğu doku hücrelerinin özelliklerine
uymayarak düzensiz,kuralsız bu nedenle de normal faaliyetlerini
aksatacak, ölümcül sonuçlara yol açacak şekilde büyümesiyle ve
çoğalmasıyla ortaya çıkan habis hastalıktır. Kanserdeki tümör
hücreleri normal hücrelere benzemez.
RAHİMAĞZI (SERVİKS) KANSERİ
Rahimağzı (serviks)
Erişkin bir kadında rahimin(uterus) alt 1/3 kısmını oluşturan,
vajinayı rahim boşluğuna bağlayan, 2-4cm’lik yapıdır.
Rahimağzı(serviks) kanserinin görülme sıklığı(insidansı)
Ülkemiz dahil birçok ülkede kadın genital organ kanserleri
içinde en çok görüleni olma özelliğini halen devam
ettirmektedir. Ancak gelişmiş ülkelerde tarama yöntemlerinin
etkili kullanımı sayesinde, serviks kanseri kadın genital
kanserleri arasında 3. sıraya düşmüştür.
En sık hangi yaşlarda gözlenir?
Ortalama teşhis yaşı 52,2 olup en sık 50-59 yaşlar
arasındadır.Bununla birlikte 20-80 yaş gibi geniş bir yaş
diliminde gözlenebilir.
Neler serviks kanserine yol açar?
Rahimağzı (serviks) kanserinde pek çok faktörün rol oynadığı
bilinir. Ancak kesin bir neden henüz gösterilememiştir. Hastalık
bazı gruplarda sık görüldüğünden bunlarla ilişkili olmak risk
faktörü olarak ele alınır ki aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Serviks kanseri risk faktörleri.
1-Cinsel ilişki yaşının 20'den önce olması
İlk cinsel ilişkisi 20 yaşından sonra olan kadınlarla
karşılaştırıldığında , ilk ilişkisi 16 yaşından önce olanlarda
servikal kanser riski iki kat artmıştır.
2-İkiden fazla cinsel eş
Servikal kanser riski hayat boyu toplam seksüel partner sayısı
ile doğru orantılı olarak artar. Hayat kadınlarında servikal
kansere daha sık rastlandığı saptanmıştır.
3-Kadının partnerinin diğer kadınlarla olan ilişkisi
pek çok çalışmada, servikal kanserli hastaların kocalarının
kontrol grubunun kocalarından belirgin olarak daha fazla cinsel
partneri olduğu gösterilmiştir. Ek olarak, etkilenen hastaların
kocalarında; veneriyal(cinsel yolla bulaşan) enfeksiyon, erken
seksüel deneyim, evlilik dışı ilişki ve hayat kadınlarına gitme
öyküsü daha sık izlenmektedir. Monogamik evliliğin ağır bastığı
müslüman ülkelerde, yahudilerde ve katoliklerde serviks kanseri
daha az görülmektedir.
4-Sigara içenlerde risk kullanım süresi ve miktarına bağlı
olarak yaklaşık iki kat artmıştır.
5-Doğum kontrol hapı (oral kontraseptif) kullananlarda artmış ya
da azalmış risk gösteren çalışmaların yorumu güçtür.Ancak
prezervatif, kondom gibi bariyer korunma yöntemlerinin kullanımı
büyük ihtimalle, enfeksiyöz ajanlarla teması önleyerek, servikal
kanser riskini azaltmaktadır.
6-Bağışıklık sisteminin zayıfladığı, böbrek nakli, HIV ile
enfekte olan AIDS hastaları her kanser türü gibi serviks kanseri
için de risk altındadırlar.
7-Zenciler ve İspanyol kökenli Amerikalılar için risk, Amerikalı
beyazlarınkinin iki katıdır. Asyalı gruplar ile Amerikalı
beyazlar arasında bu oran eşit ya da Asyalılarda daha düşüktür.
8-Düşük sosyoekonomik düzey.
Bütün bu bilgiler ışığı altında rahimağzı kanseri, sanki cinsel
yolla bulaşan (zührevi,veneriyal) bir hastalık türü gibi
görünmektedir.
Erken Tanı İçin Tarama Yöntemleri
Her kadın 18 yaşından veya cinsel aktiviteye başladığı yaştan
itibaren senede bir jinekolojik muayene ve servikal sitoloji ile
kontrol edilmelidir . Eğer üç kez ard arda tatmin edici düzeyde
normal bulgular mevcutsa servikal “smear” daha geç aralıklarla
alınabilir .
Kişide insan papillom virüsü(HPV) enfeksiyonu gibi genital
enfeksiyon, AIDS, çok sayıda cinsel arkadaş, sigara içmek ve
yüksek riskli partneri olmak gibi faktörlere bakılır. Buna göre
1 ile 3 sene arasında “smear” tetkiki yinelenir.
Servikal “smear” nedir?
Hasta jinekolojik muayene pozisyonundayken valfler kullanılarak
rahimağzı görülür. Plastik ya da tahta spatula ile rahimağzının
dönüşüm bölgesi denen kanserin sıklıkla başladığı kısımdan;
pamuk uçlu aplikatör ya da fırça ile rahimağzı kanalından (endoserviks)
örnek alınır. İki ayrı lama yayılıp tespit edilir. Daha başka
birtakım işlemlerden geçirildikten sonra bu lamlar mikroskopta
incelenirler. Kısacası servikal smear, sitopatolojik tetkik için
rahimağzından hazırlanmış özel bir yaymadır. Mikroskopta elde
edilen bulgular standart kabul edilen sistemlere göre raporda
belirtilir.
Servikal smear alındıktan sonra riski yüksek vakalarda, diğer
bir deyişle şüpheli vakalarda kolposkopi ve servikal biopsi
yapılır. Rahimağzındaki epitel hücresi değişikliklerini izlemek
için geliştirilmiş mikroskopa kolposkop, kolposkopla yapılan
incelemeye kolposkopi denir. Biopsinin nereden yapılacağına
kolposkopiyle karar verilir. Bu şekilde serviksin vajinadan
görünen kısmı için tanı konur.
Hasta gebe değilse endoservikal (vajinadan bakıldığında
görülemeyen rahimağzı kanalı) küretaj yapılır. Bu şekilde de
kanalda gelişmeye başlamış kanser tanısı konur.
Başvuru Belirti Ve Bulguları
En sık anormal vajinal kanama veya akıntıdır. Anormal kanama şu
şekillerde olabilir:
a)Cinsel ilişki sonrası kanama
b)Adetler arasında kanama
c)Adet kanamasının aşırı olması
İlerlemiş kanserlerde;
a)Kötü kokusu olan sarımsı akıntı
b)Alt karında ağrı
c)Sırt ya da bacak ağrısı
d)İdrarda kanama veya makattan kanama
Servikal kanserden nasıl korunulur?
Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve sigaranın
bırakılması servikal kanser riskini azaltmaktadır ve
özendirilmelidir. Gelecek için umut vaad eden bazı metodlar da
vardır.Bunlardan biri kemoprofilaksi, diğeri HPV(siğil ve
kondilom gibi hastalıkların mikrobu olan insan papillom virüsü)
aşısıdır.
Tanı
Kesin tanı biopsi ile konur.
Tedavi
Hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre cerrahi,
radyoterapi veya her ikisinin kombinasyonu şeklinde yapılır.
ENDOMETRİUM(RAHİM) KANSERİ
Rahimin en iç tarafındaki rahim boşluğunu da çevreleyen
tabakaya rahim iç
zarı ya da iç tabakası ya da endometrium denir. Rahim çeşitli
yapılardan oluşmuştur. Rahimağzı ve endometrium bunlardan
bazılarıdır. Asıl dölyatağı olan endometrium ki, her ay gebelik
için hazırlanır, gebelik gerçekleşmezse buradan dökülen dokular
adet kanaması şeklinde atılır.
Endometriumda görülen kansere endometrium veya rahim kanseri
denir.
Görülme sıklığı(İnsidans)
100 000 kadında 70-134 olgu olarak bildirilmektedir.
Postmenopozal (adetten kesildikten sonraki) dönemde 1000 kadında
senede 1-2 vaka gibi yüksek oranlarda görülür. Gelişmiş
ülkelerde en sık görülen jinekolojik kanserdir. Ancak gelişmekte
olan ülkelerde hala rahimağzı kanseri ilk sıradadır.
Risk Faktörleri
Endometrium östrojen ve progesteron gibi birtakım hormonların
etkisi altındadır. Östrojenin endometriuma etkisi progesteronla
dengelenmediği takdirde rahimdeki değişiklikler normalden sapar,
önce hiperplazi, sonra da yavaş yavaş kanser gelişir. Risk
faktörleri daha çok bu karşılanmamış östrojenle ilgilidir. Ancak
bazen sözkonusu durum olmadan da kanser gelişimi mümkündür.
1-Endometrium kanseri evlenmemişlerde artar.
2-Kombine oral kontraseptif (doğum kontrol hapları) kullanımı
ile azalır.
3- Doğum sayısı arttıkça azalır. Az sayıda doğum yapanlarda
endometrium daha uzun süre karşılanmamış östrojene maruz
kaldığından kanser riskini artırır.
4-Geç menopoz ile artar. İleri yaşlarda adetten kesilmek demek
endometriumun daha uzun süre östrojene maruz kalması demektir.
52 yaşından sonra adetten kesilenler 49 yaşından önce menopoza
girenlere göre 2,5 kat daha fazla risktedir.
5-Ailede endometrium (rahim) kanseri varsa risk artar.
6-Şişmanlık ile artar. 9-23 kg arasında fazla kilosu olanlarda
risk 3 kat artarken, 23 kg”dan çok kilo fazlası olanlarda risk
10 kat artmıştır. Yağ dokusu kaynaklı östrojenin yüksek miktarda
olması ve endometriumu uyarması şişmanlardaki risk artışını
açıklamaktadır. Rahim kanserinde diabetes mellitus (şeker
hastalığı) ve hipertansiyonun etkisi tartışmalıdır. Çünkü bunlar
daha çok şimanlıkla birlikte etki etmektedir.
7-Hayvansal yağ kullanımı ile artar.
8-Tamoksifen tedavisi alanlarda risk artar.
9-Sigara kadına kadınsı özellikleri sağlayan ilk sıradaki hormon
olan östrojeni düşürdüğünden riski azaltır.
Postmenopozal Dönemde Başlanan Hormon Replasman Tedavisi Rahim
Kanseri Yapar mı?
Tek başına konjuge östrojen kullanan rahimi bulunan kadınlarda
endometrium(rahim) hiperplazisi %20 oranında, rahim kanseri
riski 2-8 kat fazladır. Östrojene eklenen progesteron ile
hiperplazi oranı %1”in altına düşmektedir. Ağızdan olduğu kadar
transdermal ya da devamlı vajinal östrojen kullananlarda olası
endometrial uyarıyı önlemek için siklik progesteron vermek
şarttır.
Ayrıca unutulmamalıdır ki, östrojenlerle birlikte progesteron
verilse bile bu bir garanti kabul edilmemelidir. Progesterona
rağmen kanser gelişebilir. En iyisi tedaviye başlanacak
hastaların endometrial biopsilerinin rutin olarak yapılmasıdır.
Tarama
Tarama için kitlesel programlar pratik değildir. Ayrıca
yeterince özgün ve hassas yoktur. Fakat belli yüksek risk
faktörlerine sahip kadınlarda elimizdeki imkanlarla tarama
yapılmalıdır. Tarama yapılacak gruplar:
1-Östrojen alan postmenopozal dönemdeki kadınlar
2-Postmenopozal dönemdeki şişman kadınlar
3-Ailede endometrium, yumurtalık, meme kanseri hikayesi olanlar
4-52 yaşından sonra menopoza girenler
5-Premenopozal(adetten kesilmeden önceki dönemde) yumurtlamanın
olmadığı hastalar (polikistik over hastalığı,…)
Tarama yöntemleri:
1-Postmenopozal kadınlarda transvajinal ultrason ile endometrial
kalınlığın ölçülmesi. (Kalınlığın 5mm altında olduğu olgularda
çok nadiren kanser olgusu gözlenmiştir.)
2-Histeroskopik biopsi daha etkin tanı koymayı sağlar.
3-Adet siklusunun 2. devresinde veya postmenopozal dönemde
alınan “smear”da normal veya anormal endometrial hücrelerin
görülmesi kanser yönünden araştırmayı gerekli kılar.
Korunma
1-Doğum kontrol hapları endometrium kanser riskini
azaltabilirler.
2-Uygun kilonun korunması
3-Tek başına östrojen kullanılmaması
4-Hiperplazi gibi öncü lezyonların zamanında tespiti
Tanı
Kesin tanı rahim içinden kürtajla alınan biopsi materyalinin
histopatolojik incelenmesiyle konur.
Sonra hastalığın evresi belirlenir.
Tedavi
Hastalığın evresine bakılarak tedavi seçenekleri aşağıdakilerden
biri olarak belirlenir :
1-Cerrahi
2-Radyoterapi
3-Kemoterapi
4-Kombine tedaviler
5-Destekleyici tedaviler
Kemoterapi daha çok rekürrenslerde (nükslerde) ve ileri evre
tümörlerde kullanılmaktadır. Kombine tedavi olarak en çok
cerrahi ve postoperatif radyoterapi kullanılmaktadır.
Destekleyici tedaviler, beslenme ve psikolojik desteği içerir.
OVER (YUMURTALIK) KANSERİ
Kadınlarda alt karın boşluğunda, tüplerin uçlarına yakın sağda
bir ve solda da bir tane olmak üzere iki adet yumurtalık(over)
vardır. Buradan histolojik olarak çok çeşitli kanserler
çıkmaktadır. Ancak ensık yumurtalığın epitel dokusu kaynaklı
kanserler görülmektedir.
Görülme sıklığı (insidans)
Yumurtalık(over) kanseri insidansı geniş coğrafi dağılım
gösterir. İskandinav ülkeleri, İsrail ve Birleşik Devletlerde
100 000 kadında 11,5-15,3 olgu izlenirken Japonya ve gelişmekte
olan ülkelerde 100 000 kadında 3,3-7,8 vakada over kanseri
görülmektedir. 50 yaş üzerinde sık görülürler, ancak germ
hücreli tipte olanları yaşamın ilk 20 yılında daha sık
izlenirler. En öldürücü jinekolojik kanserdirler.
Risk Faktörleri
Artmış riskle ilişkili durumlar:
1-40 yaş üstünde olmak
2-Beyaz ırktan olmak
3-Hiç doğurmamış olmak
4-İnfertilite (çocuk sahibi olamama)
5-Rahim(endometrium) ve meme kanseri olmak
6- Ailede yumurtalık kanseri bulunması
İki tane over kanserli birinci derece yakını olan kadınların
küçük bir bölümünde otozomal dominant geçişli üç sendromdan biri
bulunabilir:
a)Yere özgü (site-spesifik) ailevi yumurtalık kanseri
b)Ailevi meme-yumurtalık kanseri
c)Lynch sendromu;hastada aynı anda barsak, yumurtalık,
endometrium (rahim), meme kanserlerinden birkaçı bir arada
bulunur.
7-Hayvansal yağlar, tam süt yüksek kalorili diet almak
Yumurtalık kanseri riskini azaltan faktörler:
1-Doğum yapmış olmak
2-Doğum kontrol hapı kullanmak.
Kullanım süresince her yıl risk %11 azalır. Doğum kontrol
hapları kesildikten sonra da bu koruyucu etki 10 yıl sürer. Bu
etki yaş, ilk kullanma yaşı, doğurganlık ile değişmez.
3-Emzirenlerde emzirme süresi ile doğru orantılı olarak risk
azalır.
4-Tüp ligasyonu
5-Histerektomi(ameliyatla rahimin çıkarılması)
6-Yeşil sebzeler, karbonhidrattan zengin diet, havuç, A ve C
vitamini tüketimi riski azaltır.
Rahim ağzı kanseri hakkında bilinmeyenler
Türk kadınları, serviks kanseri (rahim ağzı) ve bu kansere neden
olan Human Papilloma Virüs (HPV) ile ilgili olarak yeterli
bilgiye sahip değil.
Adana, Ankara, İstanbul ve İzmir’de 16-50 yaş arası 433 kadın ve
262 hekim ile yapılan anket çalışmasında, cinsel sağlık,
gebelikten korunma, HPV, serviks kanseri ve korunma yöntemleri
konuları ele alındı. Anket katılımcılarının yüzde 57’si HPV ile
ilgili bilgileri televizyon ve gazetelerden öğrendiklerini
belirtse de virüsün serviks kanserine neden olduğunu bilenlerin
oranı yüzde 30 ile sınırlı kaldı. Serviks kanserinden aşı ile
korunmak için erken teşhis çok önemli, erken teşhis için Smear
testinin düzenli yapılması gerektiğini bilenlerin oranı ise
sadece yüzde 0.5.
HPV, kadınlarda meme kanserinden sonra en çok görülen rahim ağzı
kanserine neden olan son derece yaygın ve bulaşıcı bir virüs.
Zaman içerisinde tekrar edebilen bir enfeksiyon oluşturan HPV
virüsü, cinsel aktivite ve ten teması ile yayılabiliyor ve bu
özelliğinden dolayı da düzenli kontrollerle genç yaşta önlem
alınmasını gerektiriyor.
HPV virüsleri kendi içinde de etkilerine göre ayrılıyor. Kansere
neden olan HPV virüsü tipleri 16. 18, 31, ve 35’tir. Düşük
riskli ve onkojenik olmayan HPV virüsleri de cilt yüzeyinde
siğil olarak bildiğimiz lezyonları oluşturur ve kanser
yapmazlar. 4 ilde yapılan araştırma, HPV tipleri arasındaki bu
ayrımının gerek kadınlar gerekse hekimler tarafından yeteri
kadar bilinmediğini ortaya çıkardı.
ADANALI KADINLAR DAHA BİLİNÇLİ
Araştırma sonucunda ortaya çıkan bir başka dikkat çekici veri
ise Adana’dan ankete katılan kadınların İstanbul, İzmir ve
Ankara’dan ankete katılan kadınlara göre cinsel sağlıkları ile
ilgili daha bilgili ve bilinçli olması.
Anket sonuçları kadınlarda cinsel yaşın çoğunlukla 18’de
başladığını gösteriyor. Kadınlar doğum kontrolü veya jinekolojik
bir konuda bilgilenme için ilk olarak hekimlere başvuruyor ve
bunu sırasıyla medya yayınları ve sağlık ansiklopedileri takip
ediyor. 16-20 yaş arası kızlar ise cinsel konularda öncelikle
annelerine başvuruyor, onların yönlendirmesi ile aile hekimleri,
pediatri ve jinekologlara gidiyorlar.
Kadınların jinekoloğa gitme nedenlerinin başında genital
akıntılar, mantar enfeksiyonları, gebelik ve gebelik süresi
kontrolleri bulunuyor. HPV virüsü kontrolü için en önemli yöntem
olan Smear testini ise kadınlar ancak yaşları ilerledikçe
yaptırıyorlar. Anket sonuçlarına göre 46-50 yaş grubu düzenli
olarak smear testi yaptırıyor.
SERVİKS KANSERİNE KARŞI AŞI
Araştırmasında Serviks kanserine karşı aşının koruma etkisine
inanan kadınların yüzde 92’si aşılamanın gerekli olduğunu ve
aşılanmak istediğini belirtiyor. Ankete katılan doktorlardan
yüzde 94’ü ise HPV aşısını Serviks Kanserine karşı yapılması
için hastalarına önereceğini belirtiyor.
Anket katılımcılarının çoğu tek eşlilik, hijyen ve doğum
kontrolü yöntemleri ile cinsel hastalıklardan korunacaklarını
belirtirken, HPV’den korunma yöntemi olan aşılanma ile ilgili
doktorlarından daha fazla bilgi istediklerini, doktor
tavsiyesinin asıl belirleyici faktör olduğunu ifade ettiler.
CİNSEL YAŞAMI OLANLARA SMEAR TESTİ
Ankete katılan doktorların cevapları da dikkat çekici. Uzmanlar
hastalarının ancak bir rahatsızlıkları olduğu zaman kendilerine
başvurduğunu iletiyor. Ankete katılan uzman doktorlar, kızların
13 yaşından itibaren bilinçlendirme ve düzenli kontrol için
doktora gitmeleri gerektiğine inanıyor. Jinekologların yanı sıra
özellikle yaşları daha genç kızlar öncelikle pediatri ve aile
hekimliğine başvuruyor. Yapılan testler sonucunda HPV pozitif
ise uzman doktor hastayı jinekoloğa veya onkolojik jinekoloğa
yönlendiriyor. Uzmanlar, özellikle cinsel yaşamı aktif olan
kadınların düzenli olarak Smear testi yaptırması gerektiğinin de
altını çiziyor.
KADINLAR EN ÇOK MEME KANSERİNİ BİLİYOR
Kadınlar arasında ne çok bilinen kanser tipi yüzde 97.9 ile meme
kanseri. Serviks kanseri ise yüzde 19.2 ile en az bilinen kanser
tipi. HPV virüsü ile ilgili en çok bilgiye sahip yaş grubu 31-
40 ve 45-50. En az bilgiye sahip yaş grubu ise 41-45 ile 16 -
20. İllere göre dağılımda ise Ankara yüzde 28.6’lık bir oranla
diğer illere göre HPV konusunda daha bilinçli.
İstanbul: % 9.0
Ankara: % 28.6
İzmir: % 17.4
Adana: % 9.5
HPV virüsünden korunmanın başlıca yollarını tek eşlilik olarak
değerlendirenler İstanbul’da yüzde 30.2, Ankara’da yüzde 62.7,
İzmir’de yüzde 55.8 ve Adana’da yüzde 12.9
HPV’den korunma için yaş gruplarına göre aşılanmayı isteyenler:
16- 0 yaş: % 94.5
21-30 yaş: % 98.3
31-40 yaş: % 89.8
14-45 yaş: % 92.7
45-50 yaş: % 91.4
HPV’den korunma için kızlarını aşılatmak isteyenlerin yaş
gruplarına göre dağılımı:
16-20 yaş: % 89.8
21-30 yaş: % 85.0
31-40 yaş: % 88.8
14-45 yaş: % 91.7
45-50 yaş: % 90.3
RAHİM AĞZI KANSERİ AŞISI TARTIŞILIYOR
Rahim ağzı kanserinden korunmak için bazı ülkelerde zorunlu aşı
kapsamına alınan aşının, Türkiye’de de Sağlık Bakanlığından
ruhsat alarak piyasaya çıkmasıyla gerekli olup olmadığı yönünde
tartışmalar başladı.
AA
Güncelleme: 20:07 TSİ 20 Ekim 2007 Cumartesi
ANKARA - Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr.
Tezer Kutluk, “alım gücü olan herkesin rahim ağzı kanseri
aşısını yaptırmasını öneriyoruz” ve Türk Jinekoloji ve Obstetrik
Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “şu anda 9-11 yaş
grubundaki tüm kız çocuklarını aşılarsak, bundan 15-20 yıl sonra
rahim ağzı kanseri hastalarını ciddi oranlarda azaltmış oluruz.
Bu uzun vadeli ve ciddi bir projedir” derken Sağlık Bakanlığı
Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ise rahim
ağzı kanseri aşısının Türkiye için çok gerekli olmadığını
belirterek, “Bizim için tarama programları önemli. Çünkü, rahim
ağzı kanseri ülkemiz için şu an sorun değil. Kadın kanserlerinde
9’uncu sırada” diye konuştu.
Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Prof. Dr. Tezer Kutluk,
her yıl dünya genelinde yaklaşık yarım milyon kadına rahim ağzı
kanseri tanısı konulduğunu, bunların 240 bininin yaşamını
yitirdiğini söyledi.
Rahim ağzı kanserinden korunmanın mümkün olduğunu belirten
Kutluk, “Rahim ağzı kanseri, virüs yoluyla bulaşan bir
hastalığın sonucunda kanserleşmeye yol açıyor ve en az 10-15
sene sonra ortaya çıkıyor. Bu nedenle, birçok kadın düzenli
doktor kontrolünden geçmediği için farkında olmuyor” dedi.
Kutluk, rahim ağzı kanserine neden olan virüslerin genellikle
cinsel ya da çok yakın tensel temas ile bulaştığını ifade
ederek, “Kolaylaştırıcı faktörler olarak bölgenin nemliliği ve
dokuda harabiyet sayılabilir. Ayrıca, gebelik, AIDS, kortizon
tedavisi gibi kişinin bağışıklık sisteminin çok iyi çalışmadığı
durumlarda hastalık hızla ve çok yaygın olarak seyredebiliyor”
diye konuştu.
“9-26 YAŞ ARASINDAKİ KADINLARA UYGULANIYOR”
Kutluk, rahim ağzı kanseri aşısının, 9-26 yaş arasındaki
kadınlara uygulanabilmesi için Sağlık Bakanlığından ruhsat
aldığını anımsatarak, “Aşı, rahim ağzı kanserlerinin yüzde
70’inden sorumlu tiplerine karşı geliştirildi. Yüzde 30’u hala
boşta ama o iki tipine karşı yüzde 100’e yakın koruma
sağlanıyor. Aşı, HPV 6, 11, 16, 18 tiplerini içeriyor. HPV 16 ve
18 dünya üzerindeki rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’inden
fazlasına neden olurken, HPV 6 ve 11 ise dünya üzerindeki
genital siğillerin yüzde 90’ından fazlasından sorumlu tutuluyor”
dedi.
“Rahim ağzı kanseri aşısının, 0-2 ve 6’ncı aylarda olmak üzere 3
doz yaptırılması gerektiğini” ifade eden Kutluk, rahim ağzı
aşısı yaptırıldığında da rahim ağzı taramalarının ihmal
edilmemesi gerektiğini söyledi.
Kutluk, aşının maliyetinin yüksek olması ve henüz yeni
uygulanmaya başlanması nedeniyle henüz yaygın olarak
kullanılmadığını belirterek, “Maddi durumu uygun olan kadınların
aşıyı yaptırmalarını tavsiye ediyoruz. Rahim ağzı kanseri aşısı,
teknolojinin bize sunduğu bir imkan. Her sağlıklı kadın
yaptırmalı” diye konuştu.
Prof. Dr. Kutluk, aşının maliyetinin çok yüksek olduğu için
devletin karşılayamayacağını, devletin zorunlu aşılar kapsamında
başka aşıları bulunduğunu, devletten şu anda bunun ücretinin
karşılamasını beklemenin doğru olmayacağını vurguladı.
“AŞI 5 YILDAN FAZLA KORUMA SAĞLIYOR”
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent
Tıraş da verilere göre, aşının 5 yıl boyunca etkili düzeyde
antikor yanıtı verdiğini anlatarak, “Çalışmalar koruyuculuk
süresi üzerinde halen devam ediyor ve ilk veriler 5 yıldan daha
uzun süreli korumayı hedefliyor” dedi.
HPV’ye karşı 2 firmaya ait aşı bulunduğunu, bunlardan birine
Türkiye’de Sağlık Bakanlığından ruhsat alındığını ifade eden
Tıraş, aşının eczanelerden temin edinilebileceğini kaydetti.
Tıraş, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi verilerine göre,
Türkiye’de rahim ağzı kanseri sıklığının yaklaşık 100 binde 5
olduğunu söyledi. Rahim ağzı kanserinin özellikle gelişmekte
olan ülkeleri tehdit ettiğine dikkati çeken Tıraş, şunları
kaydetti:
“İsveç, Norveç, Danimarka gibi gelişmiş olan ülkelerde devlet
politikası olarak pap simir tarama programları yapılıyor. Siz
gitmediğinizde, telefonla aranıyor ve test yapılması için
hastaneye çağrılıyorsunuz. Gelişmekte olan ülkelerde böyle bir
uygulama olmadığı için risk artıyor.Ülkemizde de gerçek anlamda
kadın taranmıyor. Düzenli hekime giden ve pap simir yaptıran
kadın oranı yüzde 5 civarında. Bizin gibi ülkelere aşının
tavsiye edilmesinin sebebi, iyi tarama programlarının
olmamasından kaynaklanıyor. Ülkemizde de bu virüsün yaygın
olmadığı yönünde görüşler çıkıyor. Bu bilinmiyor çünkü
çalışmalar birkaç şehirle sınırlı. Bu çalışmaların sonucu
ülkenin tamamını yansıtmaz. Önerimiz, üreme çağına gelmiş,
cinsel olarak aktif her kadının düzenli olarak her yıl pap simir
testi yaptırması ve doktor kontrolünden geçirilmesi. İkinci
olarak da ekonomik gücü olanların aşıyı yaptırmasıdır. Şu anda
9-11 yaş grubundaki tüm kız çocuklarını aşılarsak, bundan 15-20
yıl sonra rahim ağzı kanseri hastalarını ciddi oranlarda
azaltmış oluruz. Bu uzun vadeli ve ciddi bir projedir.”
Tıraş, şu aşamada aşının devlet tarafından karşılanmasını talep
etmediklerini ifade ederek, “Aşının, ABD’de 51 eyalette kız
çocuklarına, Avusturalya’da kız ve erkek çocuklarına, en son
Yunanistan’da 9-11 yaşları arasındaki çocuklara yapılması
zorunlu hale getirildi” diye konuştu.
Türkiye’de de Sağlık Bakanlığı’nın, ilerleyen yıllarda rahim
ağzı kanseri aşısını zorunlu hale getirebileceğini dile getiren
Tıraş, “Hepatit B aşısı da yıllardır devlet tarafından
karşılanmadı ama bugün zorunlu aşılar kapsamına alındı. Kızamık,
kızamıkçık, kabakulak da devlet tarafından ödenmiyordu, artık
zorunlu aşılar arasında. Ayrıca, aşının maliyetinin ucuzlaması
ve Sağlık Bakanlığının kaynaklarının arttırılması ile bu
ilerleyen yıllarda mümkün olabilir” dedi.
SAĞLIK BAKANLIĞI
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat
Tuncer ise rahim ağzı kanseri aşısının Türkiye için çok gerekli
olmadığını belirterek, “Bizim için tarama programları önemli.
Çünkü, rahim ağzı kanseri ülkemiz için şu an sorun değil. Kadın
kanserlerinde 9’uncu sırada” diye konuştu.
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık...
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş
bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326
413 01 77
GSM: 0555 347 62 53 - 0542 215 54 72
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE... |
|