|
CİLT
KANSERİ
GENEL OLARAK CİLT KANSERİ
HASTALIĞI TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR…
HERBALİST KEMAL
ŞİFALI BİTKİLER UZMANI
EMEKLİ ARAŞTIRMACI BASIN MENSUBU
FAZLA
GÜNEŞLİ BÖLGELERDE YAŞAYANLAR DİKKATLİ OLMALI
Fazla güneş alan ve sıcak iklime sahip bölgelerde
yaşayanlar, nispeten daha soğuk bölgelerde yaşayanlardan daha
fazla risk altında bulunuyor. Aynı şekilde güneş ışınlarının
daha kuvvetli olduğu yüksek bölgelerde yaşayanlar da, alçak
bölgelerde yaşayanlara göre daha fazla ultraviyole ışınına maruz
kalıyor.
Vücudunda normal benlere göre daha büyük ve düzensiz benler
bulunan kişilerde, bu benlerin kansere dönüşmesi olayına sık
rastlanıyor. Eğer vücudunuzda bu tür lekeler varsa,
doktorunuzdan bunları takip etmesini isteyin. Zira vücudunda
fazla ben olan insanlarda kanser riski oldukça yüksek.
Cilt lezyonları, cilt kanseri riskini artırıyor. Bu
lezyonlar genellikle pürüzlü, pullu ve koyu kahverengidir. Daha
çok güneş yanığına maruz kalmış yüz, alt kol ve ellerde
bulunurlar.
Eğer ebeveynlerinizden veya kardeşlerinizden birinde cilt
kanseri görüldüyse, siz de risk altında olabilirsiniz.
Daha önce cilt kanseri rahatsızlığı geçirdiyseniz, kanserin
tekrar etme riskinin bulunduğunu unutmayın.
Cilt kanseri, daha önce organ nakli geçirmiş, bağışıklık
sistemini baskılama amacıyla ilaç tedavisi gören ve lösemi gibi
kan bozukluğu rahatsızlıkları yaşayanlarda daha çok görülüyor.
Yanık tedavisi görmüş veya bir rahatsızlık sonucu deri hastalığı
geçirmiş kişiler de, güneş yanığına ve cilt kanserine karşı daha
hassas.
Cilt kanseri riski yaşlanmayla doğru orantılı olarak
artıyor. Ama bu kanser türü orta yaş veya yaşlılıkla sınırlı
değil. Günümüzde 20 li ve 30 lu yaşlardaki insanlarda da
sıklıkla görülüyor. Unutmamak gerekir ki belirtileri her ne
kadar 50 yaşından sonra ortaya çıksa da cilt, çok daha erken
yaşlarda hasar görmeye başlıyor. Bu yüzden cildinizde meydana
gelen değişiklikleri gözlemek ve herhangi bir olağandışı durumda
uzmana başvurmak, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor.
Cilt kanserleri özellikle erkeklerde en sık rastlanan
kanser tipidir.
Ülkemizde cilt kanserlerinin sıklığıyla ilgili sağlıklı
istatistik veriler yoktur.
Cilt 3 tabakadan meydana gelmiştir.
1) Epidermis
2) Dermis
3) Subcuti
Epidermis cildin en üst tabakasıdır. Vücudu dış etkenlerden
korur. Su, elektrolit ve ısı kaybını önler. Ortadaki dermis
katının hemen üstünde bazal hücreler dizisi,onun da üstünde
dikensi hücreler de denen skuamöz hücreler, daha yüzeyde ise
granüllü hücrelerin arasında yer alan ve melanosit denen
hücreler bulunur. Melanosit1erden melanin pigmenti sentezi
yapılır. Bu pigment diğer epidermis hücrelerine de geçerek
derinin normal rengini verir.
Dermis epidermisin altındadır. Kıl follikülleri, ter ve yağ
bezleri,damarlar, sinirler bu kattadır.
Subcutis deri altı yağ dokusudur.
Cilt kanserleri vücudun herhangi bir bölgesinde
bulunabileceği gibi %80 baş-boyun bölgesindedir. Vücudun güneş
gören bölgeleri deri kanserlerine daha çok adaydır.
KİMLER
CİLT KANSERİ OLURLAR?
Cilt kanserinin esas nedeni genellikle güneşten gelen
ultraviole ışınlarıdır.
Mor ötesi ışın veren elektrik lambaları ve bronzlaştırıcı
suni ışık kaynakları
da cilt kanserlerine neden olabilir.
Ultraviole ışınlarına karşı dünyayı koruyan ozon
tabakasının incelmesinin de cilt
kanserlerinde ciddi bir artışa neden olduğu bilinen bir
gerçektir.
En çok
risk altında olanlar.
- Açık tenliler,
- Ciltlerinde kolayca çillenme olanlar,
- Çok fazla sayıda - beni - olanlar ve bunların değişik
şekil ve boyutta
olması,
-Ailesinde cilt kanseri bulunanlar,
- Açık havada çalışmak ve eğlenmek için çok fazla zaman
geçirenler,
- Ekvatora yakın, yüksek rakımlı veya yıl boyunca şiddetli
güneş ışığına maruz kalanlar. Bunların dışında,
- Herhangi bir sebeple radyoaktif ışın tedavisi
(radyoterapi) uygulamaları,
- Uzun yıllar iyileşmeden kalan açık yaralar,
- Katran, zift, arsenik vs. gibi kimyasal karsinojen
maddelere kronik şekilde maruz kalma,
- Kronik mikrotravmalara maruz kalma gibi nedenlerle de
deri kanserleri gelişebilir.
TİPLERİ
NELERDİR?
1. Epidermisteki bazal hücrelerden kaynaklanan Bazal
Hücreli Kanser (BCC)
2. Skuamöz hücrelerden kaynaklanan Skuamöz Hücreli Kanser (SeC)
3. Melanin hücrelerinden kaynaklanan Malign Melanoma (MM)
BCC; en sık rastlanan cilt kanseridir. Yavaş seyreder.
Nadiren başka bölgelere yayılır. Eğer tedavi edilmez se cilt
altına ilerleyip kemik ve diğer dokulara atlayabilir. Bu açıdan
en tehlikeli olanları göz çevresindekilerdir. BCC nadiren hayatı
tehdit eder.
SCC; sık rastlanan diğer bir cilt kanseri tipidir.
Dudaklar, yüz ve kulaklarda sık rastlanır. Lenf bezlerine bazen
de iç organlara yayılabilir. sce eğer tedavi edilmez se hayatı
tehdit eder duruma gelir.
Cilt kanserlerinin üçüncü tipi olan malign melanomalara
daha az rastlanır. Ancak özellikle güneşli bölgelerde
yaşayanlarda sıklığı giderek artmaktadır. Cilt kanserlerinin en
tehlikeli tipidir. Ancak erken teşhis edilirse tam olarak tedavi
edilebilme şansı vardır. Teşhis ve tedavide gecikme genellikle
lümcül olmaktadır.
KANSERLEŞEBİLEN BAŞKA CİLT TÜMÖRLERİ VAR MIDIR?
Bilinmesi gereken ve sık görülen iki cilt tümörü benler ve
keratozlardır. Benler, yoğun pigmentli cilt hücrelerinin
kümeleşmesinden oluşur. Bazen ciltten kabarık şekilde, bazen
ciltle aynı seviyededir. Bazen doğuştan beri vardır. Bazen de
sonradan çıkabilir. Bir çoğunun tehlikesi olmamasına rağmen
doğuştan beri var olan geniş ve kıllı dev benler ile değişik
renklerde ve sınırları net olarak seçilemeyen benler malign
melanomaya dönüşme riski taşırlar.
Benler;
1) Kozmetik nedenlerle,
2) Giysi ve takılarla sürekli tahriş oluyorlarsa,
3) Malign melanomaya dönüşme ihtimalleri nedeniyle cerrahi
olarak çıkarılırlar.
Solar veya aktinik keratozlar ise üzerleri pürtüklü veya
pullu, kahverengi veya kırmızı renkte yamalar şeklinde görülen
cHt tümörleridir. Genellikle cHdin güneşe maruz kalan
bölgelerinde görülürler. Bunların kansere dönüşme ihtimalleri
vardır. Kansere dönüşme belirtileri gösterenler cerrahi olarak
çıkarılmalıdırlar.
CİLT
KANSERLERİ NASIL TANINIR?
Bazal ve Skuamöz Hücreli Kanserler çeşitli görünüşlerde
olabilirler.
Genel olarak:
1) Beyaz ve pembe renkli küçük bir kitle şeklinde,
2) Yüzeyi düzgün, parlak veya çukur şeklinde,
3) Kuru, pullu, kırmızı bir nokta şeklinde,
4) Kabuklu, kırmızı, yumru şeklinde,
5) Kabuklu yanyana küçük kitleler şeklinde,
6) Bir yara izine benzeyen beyaz bir yama şeklinde
olabilirler.
2-4 haftada iyileşmeyen, kanama ve ağrı yapabilen bu
türdeki lezyonların kanser olabileceklerini düşünmek gerekir.
Malign Melanoma ise genellikle bir bendenveya normalolan
bir entten başlayabilir.
Herhangi bir bende ortaya çıkan aşağıdaki değişiklikler
kanserleşme açısından uyarı kriterleri olarak kabul edilmelidir.
1. Asimetti
2. Kenar düzensizliği
3. Değişik renk tonlarında olma
4. Üzerinde kabuklanma
5. Kanama
6. Kaşıntı
7. Çevresinde kızarıklık
8. Kıllanma artışı
9. Boyutunda 6 mm'den daha fazla veya anormal bir artış
olması.
Bu değişikliklerden biri veya birkaçı gözlenen benler
cerrahi olarak çıkarılarak
Malign Melanoma açısından histopatolojik incelemeye tabi
tutulmalıdır.
Eğer tüm bu değişkenler size karmaşık geliyorsa şunu
hatırlamak çok önemlidir.
Cndinizi tanıyınız ve tepeden - tırnağa düzenli olarak
muayene ediniz. Sizi şüphelendiren birşeylere rastlarsanız hemen
bir Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanına
başvurunuz! Plastik cerrahlar tümörü fonksiyonel yapıyı bozmadan
ve en estetik görüntüyü sağlayacak şekilde cerrahi olarak
çıkartırlar. Çıkarılan dokunun histopatolojik incelemesi ile tam
olarak çıkarılıp çıkarılamadığı, zeminde kalıntı kalıp kalmadığı
anlaşılabilir.
TEDAVİSİ
NASILDIR?
Tedavi kanserin tipine, büyüme evresine, yerleşim yerine
göre değişmektedir.
Eğer kanser küçük ise işlem ayaktan, lokal anestezi altında
kolayca yapılabilir.
Bu küçük ve az tehlikeli tiplerde kazıma (küretaj) veya
elektrik akımı ile kanser
hücrelerini yoketme (dessikasyon) işlemleri de yapılabilir.
Ancak bu metodların
tedavi açısından güvenilirliği az, iz bırakma ve
deformasyon yapma ihtimalleri fazladır.
Kanser büyükse, lenf nodlarına veya vücudun başka bir
bölgesine yayılmış sa büyük cerrahi işlemlere ihtiyaç
duyulabilir.
Cilt kanserlerinde muhtemel diğer tedavi seçenekleri
kriyoterapi (kanser hücrelerinin dondurularak tahrip edilmesi),
radyoterapi (ışın tedavisi), kemoterapi (antikanser ilaçların
verilmesi)'dir.
Tedaviye başlamadan önce bu yöntemleri doktorunuzla beraber
değerlendirmeli ve aşağıdaki sorulara cevaplar aramalısınız.
- Tümörün yok edilmesi açısından hangi tedavi yöntemi daha
güvenlidir?
- Hangi seçenek size daha uygundur?
- Sizdeki kanser tipi için ne kadar etkilidir?
- Olası riskleri ve yan etkileri nelerdir?
- Beklediğiniz fonksiyonel ve kozmetik sonuçlar ne kadar
elde edilebilir?
NÜKS OLUR
MU? NÜKS ENGELLENEBİLİR Mİ?
Cilt kanserleri nüksedebilir. Ancak nüks riskini azaltmak
veya ortaya çıkabilecek nüksün riskini azaltmak mümkündür. Bunun
için:
- Doktorunuzun çağırdığı kontrollere düzenli olarak uyunuz.
- Yaz aylarında özellikle de saat 11.00-15.00 arası
saatlerde güneşe maruz kalmaktan kaçınınız. Ultraviole
ışınlarının su ve buluttan geçip, kum ve kardan
yansıyabileceğini unutmayınız.
- Dışarda uzun süre kalmanız gerekiyorsa geniş kenarlı
şapkalar ve uzun kollu elbiseler giyiniz.
Deri Yaşlanması Nasıl Gerçekleşir? Önlenebilir mi?
Deri yaşlanması zamana bağlı (kronolojik) yani gerçek
yaşlanma ve kronik güneş temasına bağlı ortaya çıkan
fotoyaşlanma olmak üzere iki ayrı olay sonucunda gelişmektedir.
Gerçek yaşlanmanın gelişiminde zamana bağlı olarak oluşan
değişikliklerin yanı sıra bu değişimi hızlandıran dış faktörler
vardır. Bunların başında rüzgar, sıcak, sigara içimi, çevre
kirliliği, kimyasal maddelere maruziyet ve foto yaşlanmadan
sorumlu olan ultraviole (güneş ışınları) gelir. Gerçek yaşlanma
genetik olarak programlanmıştır ve kişiden kişiye farklılık
gösterir. Kuruluk, kırışıklıklar, esneklikte artış ve çeşitli
iyi huylu tümörler gerçek yaşlanmanın temel bazı bulgularıdır.
Güneş ışınlarının etkisiyle yaşlanan deride ise tipik olarak
derin, kaba çizgiler ve düzensiz renk değişiklikleri görülür.
Fotoyaşlanma Nedir?
Dünyada yaşayan her canlı güneş ışınlarına maruz
kalmaktadır. Bu elektromanyetik enerjinin hem hayat verici hem
de hayatı tehdit eden özellikleri vardır. Güneş ışınları ve
oksijenden zengin bir atmosfer, deri üzerinde önemli bir stres
yaratmaktadır. Güneşe maruziyet kişiyi kronolojik yaşından daha
yaşlı gösterir. Foto hasarın en şiddetli sonucu ise deri
kanserleridir.
Cilt
Kanseri Nasıl Gelişir?
Beklenmeyen hipo-hiperpigmentasyon foto hasarlı deride
oldukça sık görülür. Güneş ışınları, mutasyonlara ve hücresel
çoğalmaya neden olur; başka tetikleyici ajana ihtiyaç olmadan
deri kanseri geliştirebilir ve bu nedenle tam bir kanser
tetikleyici olarak tanımlanmıştır. Derinin güneş ışınlarının
zararlı etkilerini yok etmek için bir çok antioksidan tamir
mekanizmaları vardır. Ancak güneş ışınları, sigara, çevre
kirliliği gibi serbest radikal üreten diğer faktörler sistemin
korunma yöntemlerinin yetersiz kalmasına yol açabilir. UVB,
güneş yanığından sorumlu olan ve deride melanin sentezini
uyarmada en etkili olan banttır. UVB’ nin uzun dönemdeki yan
etkileri deri tümörleri ve foto yaşlanmadır. UVB daha ziyade
tümör başlamasına, UVA ise tümörün daha da büyümesine yol açar.
UVA’ nın uzun vadede etkilerinin UVB kadar önemli olacağı
unutulmamalıdır.
En hızlı ilerleyen cilt kanseri olan kötü huylu melanoma
gelişiminde etkili olduğu gösterilmiş tek çevresel risk faktörü
güneş ışınlarıdır. Çocukluk çağında güneş yanığına yol açacak
kadar çok güneş ışınlarına maruziyet öyküsü, yıllar sonra cilt
kanseri gelişimi için özellikle önemlidir.
Çocuklarda
Nelere Dikkat Edilmelidir?
İleride cilt kanseri yaratan güneş ışınlarının üçte biri
çocuk yaşlarda alınır. Bu nedenle çocukluk çağında güneşten
korunmanın önemi çok daha büyüktür. Özellikle de ilk üç yılda
bir kez güneş yanığı geçirme öyküsü ileride cilt kanseri
geliştirme riskini aşırı oranda arttırır.
Fotoyaşlanmayı Önleyici Yöntemler Nelerdir?
UV radyasyonunun etkilerine karşı korunmada en etkili
yöntem şüphesiz ki güneş koruyucu kremlerin kullanılmasıdır.
Kullanım sırasında santimetrekareye 2 mg ürün kullanılması
önemlidir. Ancak pratikte kullanılan ürün miktarı, bu miktarın
oldukça altındadır. SPF 15 olan bir ürün UVB ışınlarından %93’
lük bir oranda koruma sağlar. 30 SPF’nin üzerindeki ürünlerde
koruyuculuktaki artış ihmal edilebilir düzeydedir. (Ör: SPF30
%96.7, SPF40 %97.5’ lik koruma sağlar). Yüksek koruma
faktörlerinin hastalara daha güvenli korunduklarına dair yanlış
bir izlenim verebileceği ileri sürülmüştür.
Doğal güneş ışığının %95’ ini oluşturan UVA, standart
camlar tarafından filtre edilmediğinden ev içi korunma
gereksinimi doğmuş, bu amaçla günlük bakım kremlerine de güneş
koruyucular eklenmiştir.
Güneş koruyucularının, tüm bu gelişmelere ve deriyi
korumalarına rağmen beklenenden çok daha az koruma sağladıkları
düşünülmektedir. Güneş koruyucularının sahip olduğu bildirilen
ve biyolojik aktivitelerinin ölçüsü olan SPF’ nin; uygulamadan
sonraki emilim oranı, kimyasal yapıda değişim, güneş kreminin
buharlaşması ve derinin kuruması gibi pek çok faktörden
etkilenebilmektedir.
SPF Ne
Demektir? Yüksek SPF Yüksek Koruma Anlamına Gelir mi?
Bir güneş koruyucu ürünün SPF değeri ne kadar yüksek ise
güneşten koruma özelliği o kadar yüksektir görüşü, UVA koruması
göz önüne alındığında oldukça yanıltıcıdır. Güneş koruyucular
UVB ışınlarına karşı iyi koruma sağlamalarına karşı UVA’ ya
özellikle de UVAI’ e karşı koruma özellikleri iyi olmayabilir.
SPF değeri yüksek olan ürünler kişinin güneş altında yanmadan
uzun süre kalmasına yardımcı olurken, hayat boyu maruz kalınan
toplam güneş maruziyet dozunu arttırabilirler. Ürünün UVA koruma
etkinliğinin yetersiz olması halinde, UVA’ nın neden olacağı
zararlar artacaktır.
Güneş
Koruyucu Kremleri Kullanmanın Püf Noktaları Nelerdir?
Koruyucu kremleri güneşe çıkmadan yirmi dakika veya yarım
saat önce sürün.
Havuza, denize girme veya terleme gibi durumlardan sonra
mutlaka tekrarlayın.
Yüz, omuz, ense gibi bölgelere daha sık krem kullanın.
Güneşe maruziyet devam ediyorsa dört-beş saatte bir
tekrarlayın.
Güneşten Korunmak İçin Alınması Gereken Temel Önlemler
Nelerdir?
Güneşe çıkarken parfüm, deodorant, kolonya gibi ürünler
kullanmayın, lekelere yol açabilir.
Bronzlaştıktan sonra koyu tenli olsanız da güneş koruyucu
krem kullanın.
Güneşe 10:00- 15:00 saatleri arasında çıkmayın.
Güneşe çıkarken mutlaka koruyucu gözlük, şapka, kıyafet
kullanın.
Kış aylarında bile sürekli olarak UV teması söz konusu
olduğundan, en az 15 faktörlü bir güneş koruyucuyu günlük
bakımınızın bir parçası haline getirmekte büyük yarar vardır.
Güneş ışığı gebelik lekelerini tetikler. Gebelik döneminde
yüzde lekelerin gelişme ihtimali güneşten korunulmadığında çok
daha yüksektir.
Fotoyaşlanmanın Etkilerini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Bu amaçla hızla gelişen bir alan olan kozmetik dermatoloji
bizlere yardımcı olmaktadır.
Geçmiş yıllarda, kozmetik kullanımı sınırlı olan C ve E
vitaminleri, günümüzde bir çok kozmetik üründe fotoyaşlanma ve
çevresel faktörlere karşı koruyucu olarak kullanılmaktadır.
Ancak her zaman olmasa da bir çok üründe konsantrasyonunun çok
düşük olduğu ve deriye yeterince dağılmadığı unutulmamalıdır.
Fotokoruyucu etkilerine ek olarak lekelerin oluşumunu da
azaltırlar.
Bu çok iyi bilinen iki antioksidanın dışında selenyum,
çinko, yeşil çay, beta karoten gibi yeni kullanım alanı bulan
birçok kozmetik antioksidan ürün mevcuttur.
Cildinizin genç kalması için güneşe çıkarken şapka
giymelisiniz. Yüzdeki çizgilerin kırışıkların çoğu, güneş
ışınlarının marifetidir. Yüzünüzü güneşten iyi korursanız,
kırışık ve çizgi sorununuz olmaz. Bu arada hasır şapka
kullanmanızı tavsiye etmiyoruz. Güneş ışınları hasırların
deliklerinden yüzünüze yansır. Yaz için kumaş şapkalar tercih
edilmeli.
Yaz aylarında, cildinizin kurumasına da izin vermeyin. Bol
bol su içmenin yanı sıra cildinize uygun nemlendirici
uygulamadan sokağa çıkmayın. Cildi parlak gösteren ve etkisi
hemen belli olan nemlendiriciler sizi dertten kurtarır.
Yaz sıcaklarında cildinizde küçük siyah noktaların
çoğalması da bir tesadüf değil. Sıcak hava cildi etkiler.
Gözenekler yağ hücreleriyle kapanır. Daha sonra da siyah
noktalar ortaya çıkar. Cilt altındaki ölü hücrelerin
temizlenmesine büyük özen gösterilmeli.
Amerikalı bilimadamlarının son araştırmalarına göre, güneş
ışınları bazı bünyelerde cilt kanserine yol açan hücrelerin
kendi kendilerini yok etmelerini sağlıyor. Sağlıkla ilgili başka
bir gelişmede ise ağır kalp hastaları doğrudan kalbe yapılan bir
iğneyle tedavi ediyor.
Güneş banyosunun cilde zararı kadar yararı da olduğu
belirlendi. Houston'daki Texas Üniversitesi'nde yapılan son
araştırmalarda güneş ışınlarının cilt kanserine yol açtığı gibi
bazı bünyelerde söz konusu kanser hücrelerinin kendi kendini yok
etmesini sağlayan mekanizmayı harekete geçirdiği anlaşıldı.
Science dergisinin haberine göre, söz konusu mekanizmayı
FasL adlı bir protein ateşliyor. Araştırmacı Laurie Owen-Schaub
fareler üzerinde yapılan deneylerde aşırı miktarda güneş
ışınlarının etkisine maruz bırakılan ve Fasl proteinine sahip
olmayan hayvanların yüzde 70'inde cilt kanseri oluştuğunu
bildirdi. Bu hayvanlarda, kanseri baskı altına alan p53 geni
çalışmadı. FasL proteinine sahip farelerden yalnızca yüzde
5'inde cilt kanseri ortaya çıktı.
Owen-Schaub, söz konusu proteinin cilt kanserindeki rolünün
keşfiyle hastalığa karşı daha etkin koruyucu önlemler
alınabileceğini ve kimlerin cilt kanserine yakalanma riskinin
yüksek olduğunu saptayabileceklerini söyledi. FasL proteini
bulunan farelerde p53 geni bir komut vererek kanserli hücrelerin
kendi kendilerini yok etmelerini sağlıyor. Cilt kanserinin
ortaya çıkma ve yayılma mekanizmasının iyice öğrenilmesinin
ardından öteki kanser türleri hakkındaki sırların da çözülmesi
umut ediliyor.
Kötü haber: İnsan cildi 20'li yaşlardan itibaren yaşlanmaya
başlıyor. Peki bu erken denilebilecek yaşlanmanın nedeni ne
dersiniz. En başta güneş tabii ki. Güneşin artık eskisi gibi
atmosferde süzülemeyen ultraviyole ışınları, ciltte iki şeye yol
açıyor: Birincisi kanser riski, ikincisi ise yaşlanma.
ZARARLI
IŞINLAR
Güneşe karşı korunmasız kalan ciltte moleküler düzeyde,
hücrelerin normal işleyişini bozan bir dizi olay meydana
geliyor. Güneşin zararlı ışınları cilde eriştiğinde serbest
radikal denen moleküller hücre beynini etkiliyor. Bunlar
kararsız oksijen moleküllerinden başka bir şey değil. Zarar 'oksidasyon'
denen olayla oluyor. Oksidasyon da ne. diye düşünüyorsanız eğer,
günlük dilde ‘‘paslanma‘‘dan başka bir şey değil. Bu saldırgan
moleküller hücrenin işleyişini bozuyor, yenilenmesini bozuyor,
hücreye ve dokuya zarar veriyor. Sonuçta cilde esnekliğini veren
destek doku bozuluyor ve cilt kırışmaya başlıyor. Destek dokuda
kollajen lifler bozuluyor. Sözgelimi liflerin bütünlüğünü
sağlayan bir molekül işlevini sürdüremeyince lifler zarar
görüyor. Cildin nemlenme, yenilenme süreci aksıyor, lekelenmeler
başlıyor cilt yüzeyinde. Peki sonuç? Ne kadar genç olursanız
olun, 'solar yaşlanma', yani genç yaşta güneşe bağlı erken cilt
yaşlanması görünür hale geliyor. Bilim adamları bu konuda çok
ısrarlı.‘‘Güneş altında sağlıklı bronzlaşma diye bir şey
yoktur‘‘ diyorlar.
Peki, ne
yapmalı?
Türkiye güneşin yüzünü cömertçe gösterdiği bir ülke. Ve
hepimiz, yaz geldiğinde bilim adamlarının ne dediğini unutup,
çılgınca bir bronzlaşma sevdasına tutuluyoruz. Tatile
çıktığımızda daha ilk günde zaman limitini aşıp, akşama
aynalarda 'ne kadar kararmışım' takıntılarına kapılıyoruz. Hele
bu yaz bir de yanık ten modası varken, bundan nasıl kaçacağız
diyorsanız, bilim adamları bronzlaştırıcı ürünler kullanmayı
öneriyor. Zaten modacılar da gerçek anlamda bronz ten yerine,
ALTIN TEN öneriyorlar.
Saçlar,
dudaklar
Tabii ki konu güneşten korunma olduğunda iş ciltle
bitmiyor. Saçlar ve dudakların da korunması gerek. Bu çok kolay.
Koruma faktörlü rujlar, saç spreyleri, saç jöleleri var.
Bir not: Açık renge boyanmış bazı saçlarda güneş, deniz,
tuz, klor bileşimi, yeşermeye neden olur. Bu yeşerme saçın doğal
kızıl pigmentiyle ilgili. Bazı saçlarda kızıl pigment yoktur, bu
saçlar açıldığında, yeşerme olabiliyor.
İlle de tatil söz konusu değil. Çoğumuz yazın büyük bir
kısmını kentte geçiriyoruz ve güneşe çıkıyoruz. Artık makyaj
malzemelerinde de koruma faktörü var. Nemlendiricilerde,
fondötenlerde, ruj ve pudralarda, hatta göz farlarında.
Alışveriş ederken alacağınız ürünün bu özelliğini sormayı
unutmayın.
Cildinizi tahriş edecek her şeyden mutlaka uzak durun.
Banyoları azaltın ve sıcak su yerine ılık su ile yıkamayı
tercih edin. Yağ kökenli sabunları ender olarak kullanın;
banyodan sonra alkolsüz cilt emülsiyonunu ovalamadan kuru cilde
dokunarak yayın. Cilt nemlendirici mutlaka kullanın.
Evinizde kendinize nemli ortamlar yaratın. (Özellikle yatak
odanızın nemini artırın. Radyatör veya soba üzerine içi su dolu
bir kap koymanız da mümkün.
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş
bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş:
0326 413 01 77
0555 347 62 53
0542 215 54 72
0532 631 86 79
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
|