|
BÖBREK KANSERİ NEDİR
GENEL OLARAK BÖBREK KANSERİ
TEDAVİSİ MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR.
Not: Tıbbi içerikli yazılardır
asla tedavi amaçlı kullanılmaz.
Herbalist Kemal
Böbrek
Kanseri Hakkında Genel Bilgiler:
Her yıl
yaklaşık 10 bin kişiden birinin böbrek kanserine yakalandığı, 30
bin kişidenbirinin de bu hastalıktan kaybedildiği sanılmaktadır.
Üroonkoloji Derneği Böbrek ve Testis Tümörleri Alt Grubu
tarafından hazırlanan bu bilgilendirme yazısı temel amacıböbrek
kanseri hakkında insanları bilgilendirmek ve böbrek kanser
hastalarına bu hastalık ile ilgili bilgi vermek, tedavi
seçenekleri ve sonuçları konusunda aydınlatmaktır. Kitapçık,
bölümler halinde böbrek kanserinin oluşmasında rol oynayan olası
risk faktörleri, kanserin belirtileri, tanı konulması, tedavisi
ve tedavi sonrası izlem ve bakım hakkında bilgileri
içermektedir.
Erken tanı
konulup uygun tedavi verilirse böbrek kanserinin tamamen
iyileşeceği unutulmamalıdır. Erken evrede tanı konulduğu
takdirde böbrek kanserli hastaların yaşam oranları %70 ila %100
arasında olabilmektedir.
Böbrekler,
karın üst bölgesinde bulunan ve idrarı oluşturan bir çift
organdır. Oluşan idrar üreter adı verilen iki ince borucuk
aracılığıyla idrar kesesine aktarılır. Böbreklersırtta göğüs
kafesinin iki yanında yer alırlar ve kuvvetli sırt adaleleri ve
alt kaburga kemiklerince dış etkilere karşı korunurlar.
Etrafında Gerota kılıfı adı verilen kalınca birkılıfla kaplı
olup ayrıca da üst yüzeyi tıpkı bir elmanın dış kırmızı kabuğu
gibi bir zarla kaplıdır. Ana atardamar’dan (aorta) gelen bir
damarla kanlanırken, toplayıcı damarıana toplar damarlara (vena
kava) boşalır.
Vücutta
metabolizma sonrası oluşan zararlı maddeleri ve fazla suyu idrar
yoluyla uzaklaştırmak ana görevidir. Bunun yanısıra kan
basıncını (tansiyon) ayarlamada ve kan yapımında da rol
oynarlar.
Kanser nedir?
Vücudun temel
yapıtaşları olan hücreler normalde vücudun ihtiyacına göre
kontrollü bir şekilde çoğalabilirler. Kanser, bir hücre tipinin
kontrol dışı ve düzensiz çoğalmasısonucu büyüyerek tümör
oluşturması, etrafındaki yapıları istila etmesini ve uzakorgan
ve bölgelere yayılabilme yeteneğini ifade eder.
Böbrek kanseri nedir?
Böbrekte bir
çok farklı kanser türü gelişebilir. Bu kanser türlerini iyi
huylu ve kötühuylu olmak üzere 2 gruba ayırırız. Böbrekte en sık
görülen kitle basit böbrek kistleridir. Böbrek kisti iyi huylu
bir kitle olup kanserden tamamen farklıdır. Çoğu zaman
raslantısal olarak ortaya çıkan böbrek kistleri insan yaşamını
hiçbir zaman tehdit etmez. Böbrek kisti saptanan hastalar
gereksiz yere paniğe kapılırlar ve tedavi arayışı içine
girerler. Gerçekte böbrek kistleri çoğu zaman tedaviyi bile
gerektirmezler, yalnızca izlemek hemen daima yeterli olur.
Böbrek
kanseri ise kötü huylu bir kitle olup, böbrek kistlerinin aksine
insan yaşamıiçin tehdit oluşturabilmektedir. Bu yazının amacı
nedeniyle yetişkinlerde en sık karşılaşılan ve kötü huylu bir
böbrek kitlesi olan renal hücreli kanser anlatılacaktır.Renal
hücreli kanser, böbrekte kanı süzen ve idrar oluşturan
dokulardan köken alır. Böbrek kanseri büyüdükçe etrafında yer
alan lenf bezleri, karaciğer, kalın barsak ve pankreasa
yayılabilir. Bunun yanında, ana tümörden kopan tümör parçaları
vücudun diğer uzak taraflarına giderek yerleşebilir (Metastaz).
BÖBREK KANSERİNİN OLASI NEDENLERİ VE KORUNMA
Böbrek
kanseri genellikle 50-70 yaşları arasında ortaya çıkar. Erkekte
kadına göre 2-3 kat daha fazla görülür. Böbrek kanserinin nedeni
henüz tam olarak bilinmemektedir. Ancak, araştırmacılar böbrek
kanseri gelişmesi açısından bazı risk faktörleri
belirlemişlerdir. Ancak,bu risk faktörlerine sahip olan herkes
böbrek kanserine yakalanmayacağı gibi her böbrek kanserli
hastada da bu faktörler bulunmayabilir.
Sigara:
Araştırmalar sigara içenlerde böbrek kanseri görülme riskinin
iki kat fazla olduğunu göstermektedir. Bu risk günde içilen
sigara miktarı ve sigara içme süresiyle daha da artar. Sigara
bırakıldığında artmış olan risk zamanla geriler.
Aile öyküsü:
Ailede böbrek kanserli bir akrabanın olması böbrek kanserine
yakalanma riskini artırmaktadır.
Diet: Yüksek
kalorili diet ve kızartma türü yiyecekler riski artırmaktadır.
Yüksek tansiyon: Bazı çalışmalarda yüksek tansiyonlu hastalarda
3 kat fazla böbrek kanseri geliştiği gösterilmiştir.
Şişmanlık:
Fazla kilo özellikle kadınlarda böbrek kanseri riskini
arttırabilir.
Kanserli hastalara destek olunması
Ciddi bir
hastalıkla yaşamak kolay değildir. Kanserli hastalar ve
yakınları birçokproblemle karşılaşabilir. Yeterli bilgi ve
desteğe sahip olununca bunlarla mücadele etmek kolaydır. İyi
bilinmektedir ki böbrek kanseri bulaşıcı değildir. Hiç kimse bir
başkasından böbrek kanseri “kapmaz”. Kanserli hastalar
gelecekleri hakkında, aile, meslek ve günlük aktivitelerini
yapıp yapamayacakları hakkında endişelidirler.
Böbrek
kanserli hasta ve ailesi gelecekte kendilerini neyin
beklediğini, özellikle de tedavi edilebilme şansını merak eder.
Unutulmamalıdır ki istatistikler geniş hasta
gruplarından elde edilmiş ortalama sayılardır. Beklenebileceği
gibi belirli bir hasta için
kesin
fikir vermez. Yine de geniş serilerden elde edilen sonuçlar
göstermiştir ki en etkili öngörücü faktörler tümörün yayılma
miktarı (evre) ve histopatolojik olarak saptanan derecesidir (grade).
Tümörün yaygınlığı ve tümörün patologlarca saptanan histolojik
derecesinin yüksekliğinin beklenen yaşam süresi üzerinde negatif
etkisi bilinmelidir.
Mesleki risk
faktörleri: Çelik endüstrisi, petrol, kadmiyum, kurşun
endüstrisi çalışanları ve asbestoza maruz kalanlarda böbrek
kanseri riski artmaktadır.
Radyasyon:
Daha önce tedavi amacıyla radyasyon almış ya da başka bir
nedenle radyasyona maruz kalmış kimseler artmış risk taşırlar.
Diyaliz:
Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süreli
hemodiyalizprogramında olan hastalarda böbrek kisti ve böbrek
kanseri riski daha fazladır.
Genetik: Von
Hippel-Lindau hastalığı genetik geçişli bir hastalık olup
beraberinde iki taraflı böbrek ve diğer bazı organlarda kanser
ortaya çıkmasısözkonusu olabilir. Bu hastalar ve ailesi yakından
izlenmelidir.
Böbrek kanserinin belirtileri:
Başlangıç
aşamalarında böbrek kanseri çok belirgin bir yakınmaya sebep
olmayabilir. Raslantısal olarak saptanabilen böbrek kanserleri
çoğunlukla iyileşebilir niteliktaşımaktadır. Bir başka deyimle
erken tanı konulduğunda tedavi hem daha kolayolmakta, hemde
kanserden tamamen kurtulma olasılığı artmaktadır. Ancak, tümör
büyüdükçe ve yayıldıkça tedavi olasılıkları azalmaktadır. En
iyisi, erken tanı için rutin kontrolleri aksatmamaktır.
Böylelikle raslantısal yakalama şansı artacak ve dolayısıyle
hastalıktan kurtulma mümkün olabilecektir. Yine de görülme
sıklığına göre aşağıda sıralanan belirtilerden bir veya birkaçı
ortaya çıkabilir;
İdrarda kan:
Zaman zaman çıplak gözle görülebilir, bazen kaybolabilir.
Bazıdurumlarda ise sadece idrar analizlerinde çıkabilir.
Böbrek
bölgesinde kitle
Ağrı
İştahsızlık
Genel
hastalık hali
Kilo kaybı
Tekrarlayıcı
yüksek ateş
Yüksek kan
basıncı (hipertansiyon)
Kansızlık
(anemi)
Kanser
yayılmışsa yayıldığı organla ilgili bulgular görülebilir.
Örneğin akciğerlere yayıldıysa öksürük, nefes darlığı, kanlı
balgam çıkarma olabildiği gibi kemik yayılımı olan hastalarda
kemik ağrıları, beyin yayılımı olanlarda başağrısı, felçler,
şuur kaybı gibi bulgular olabilir.
Bu
yakınmalar böbrek kanserinin belirtisi olabileceği gibi
enfeksiyon gibi başka problemlerden de kaynaklanabilir. Bu
yakınmalara sahip olan insanlar mutlaka bir üroloji uzmanına
görünmelidirler. Genellikle erken kanser ağrıya sebep olmaz.
Dolayısıyla, ağrı hissetmeden doktoru görmek önemlidir. Erken
tanı konulan kanserin tedavisi olasıdır.
Böbrek kanserinin tanısı
Hastanın
yakınmaları ve geçmişi hakkında doktorun yapacağı araştırma ve
fizik muayene tanıya ulaşma yolunda ilk adımdır. Muayenede
özellikle karın bölgesinde böbreklere uyan bölgede normal dışı
sertlik ya da kitle olup olmadığı araştırılır. Daha sonra kan ve
idrar testi yapılabilir. Böbrek tümörlü hastalarda bazen idrarda
gizli kan yakalanabilir. Hastanın yakınmaları, öyküsü ve
doktorun ilk değerlendirme bulguları daha sonra yapılacak
araştırmaları belirlemek için çok önemlidir. Doktor böbrek ve
etrafındaki organların durumunu anlayabilmek için ultrasonografi
veya intravenöz ürografi gibi tetkikler ister. Ultrasonografi
böbrekte tümör olup olmadığını belirlemekiçin çok yararlıdır. Bu
tetkiklerde elde edilen görüntülerde böbrek tümörü
gösterilmişise ya da şüphesi varsa bilgisayarlı tomografi (BT)
incelemesi yapılmalıdır.
BT böbreğin
durumunu gösterir, kitlenin kist mi, tümör mü olduğunu, etrafa
yayılımınıve böbrek civarındaki lenf bezelerinde büyüme olup
olmadığını gösterir. Ancak, bu tümörün iyi ya da kötü huylu
(kanser) olduğunu ayırt ettirecek bir görüntüleme yöntemi henüz
mevcut değildir. Ancak, mevcut istatistiksel bilgiler
görüntüleme metotlarıyla saptanan bir böbrek kitlesinin kanser
olma olasılığının %80-85 civarında olduğunu söylemektedir.
Dolayısıyla aksi ispat edilene kadar böbrekte saptanan herkitle
kanser kabul edilerek ileri incelemelere gidilmelidir. Nadiren
böbrekteki bulgunun kist mi tümör mü olduğuna karar verilemez ve
aydınlatmak için iğne biyopsisi gerekebilir. Hastalığın evresini
belirlemek için akciğer röntgen filmi taraması ve bazen kemik
taraması yapılabilir.
ANGIOMYOLIPOM
(HAMARTOM)
Böbrek tümörlerin %5’ini oluşturur. Anjiomyolipom kapsülsüz,
sarı-gri renkte, yuvarlak veya oval süratle büyüyen, lokal
invazyon yapan benign bir tümördür. Tuberosklerozisli hastaların
%50’sinde renal hamartom vardır ve iki yanlıdır (bilateraldir).
Orta yaş kadınlarda daha sık görülür. Saf angiomyolipom ise
genelikle soliterdir ve tek taraflıdır. Yağ, düz kas ve damardan
zengin olan anjiomyolipom 6 cm. nin üzerinde olduğunda;
intrarenal, perirenal kanamalar sonucu lomber ağrı, hematüri,
hipertansiyon ve hemorajik şoka neden olabilir.
Tanı:
Ultrasonografi (US), Bilgisayarlı tomografi (CT) veya Magnetik
rezonans görüntüleme (MR) ile (içeriğindeki yağ dokusundan
dolayı) rahatlıkla konur. Angiomyolipom’un takibi önemlidir. 6
cm ‘ye ulaşıncaya kadar tedaviye ihtiyacı yoktur. Senelik US
takibi yeterlidir. Problem yaratan durumlarda; acil nefrektomi,
parsiyel ya da nefron koruyucu nefrektomi veya embolizasyon
yapılır.
ONKOSİTOM
Böbrek solid tümörlerinin %3-5’ini oluşturur, %6’sı bilateraldir.
Erkeklerde kadınlardan daha sık ve 40 yaşlarından sonra görülür.
Genellikle asemptomatiktir (şikayete yol açmazlar). Belirli
boyutlara ulaştığında mikro ya da makrohematüri, lomber ağrı ve
kitle görülebilir.
Histolojik
olarak düşük grade (grade I) ‘li okositomlar eosinofilik,
granüler stoplazmalı, uniform büyük hücrelerden oluşur ve
benigndir.
Tanı: US,
CT ile konulur. Böbrek kanserinden ayırt edici tanısı zor olduğu
için düşük grade’li küçük hacimli (3 cm’den küçük) tümörlerde
parsiyel nefrektomi yüksek grade’li veya büyük hacimli
tümörlerde radikal nefrektomi yapılır.
MALIGN
(HABİS) TÜMÖRLER (Tm)
Böbrek
adenokanseri; Renal Cell (hücreli) Ca (kanser), Hipernefrom veya
Grawitz tümörü gibi isimlerle de anılır. Bütün malign tümörlerin
%3’ünü, böbrekteki malign tümörlerinin de %86’sını oluşturur.
Genellikle
40-70 yaşları arasında, en sık 60 yaşlarında görülür. Erkeklerde
kadınlara oranla 2-3 kez daha sıktır.
Sebep
kesin olarak belli olmamasına rağmen; genetik faktörler;
gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda (tanı yöntemlerinin daha
kolaylıkla kullanılmasına bağlı olarak); yağ ve kolesterolden
zengin beslenenlerde; kadmium, asbest, petrokimya ve deri
sanayisinde çalışanlarda; sigara içenlerde böbrek kanseri
riskinin daha yüksek olabileceği bildirilmiştir.
Patolojisinde; yuvarlak-oval, kirli sarı renkte yer yer
hemorajik, nekrotik, kistik ve kalsifik alanları yer yer yumuşak
ve sert alanlar içeren pseudokapsüllü bir tümördür.
Histoloji:
Proksimal tubuli epitelinden gelişen böbrek kanseri
histopatolojik olarak şeffaf, granüler ya da sarkomatoid
hücrelerden oluşan ve aynı tümörde birden fazla hücre tipi
içeren strüktürel olarak tubuler, papiller, kistik ve solid
yapıdan oluşur.
Derecelendirme (grading):
Böbrek adenokanserinde diferansiyasyonun önemi pek yoktur.
Metastaz:
Böbrek adenokanserinde tanısı konulduğunda olguların
%40-56’sında metastaz gelişmiştir.
Direkt
yayılım:
Başlangıçta intrarenal olan tümör ekspansif (çevre dokuya doğru
genişleyerek) olarak gelişir, tümör çevresindeki böbrek dokusunu
iterek böbrek konturunu (dış yapısını) bozar. Aynı şekilde
kaliksleri ve pelvisi iterek pelvikalisiyel deformasyona
(bozulmaya) neden olur. Zamanla böbrek fibroz kapsülünü geçerek
perirenal yağ dokuya, Gerota fasyasına, çevre doku ve organlara
ulaşır, böbrek fikse (sabit, hareket etmeyen) kitle halini alır.
Hematojen
(kan yoluyla) yayılım:
Tümör çoğu kez erken dönemde böbrekiçi venlerine infiltre olur.
Zamanla börek içi venlerde tümör trombüsü (pıhtısı) görülür ve
daha sonra tümör trombüsü vena renalise ve vena cava’ya kadar
ilerleyebilir. Bazen vena cava’yı tamamen oblitere (tıkayabilir
) edebilir. Uzak metastaz yine venöz yolla en sık akciğer, sonra
sırasıyla karaciğer, kemik, beyin ve diğer böbreğe yayılır.
Lenfojen
yayılım:
Böbrek pedikülü (damarlarının girdiği bölge) çevresindeki lenf
bezlerine sonra diğer lenf bezlerine ve başta akciğer olmak
üzere diğer organlara metastaz yapar.
EVRELENDİRME (TNM)
T0 Böbrekte primer tümöre ait bulgu yok
T1 Tümör böbrekte sınırlı 7 cm veya daha küçük
T2 Tümör böbrekte sınırlı 7 cm’den büyük
T3 Tümör prostat kapsülünü aşmış
T3a Tümör surrenal veya perinefrik dokulara kadar yayılmış fakat
gerotaya ulaşmamış
T3b Tümör renal ven veya vena kavaya yayılmış
T4 Tümör gerota fasyasını aşmış
N0 Regional lenf bezlerine metastaz yok
N1 Tek lenf bezinde metastaz var
N2 Birden fazla lenf bezinde metastaz var
M0 Uzak metastaz yok
M1 Uzak metastaz var
KLİNİK
BELİRTİLER
Geç evrede ortaya çıkmakla birlikte 3 ana bulgusu vardır.
1. Hematüri (kanlı idrar yapma),
2. Lomber (bel) ağrı,
3. Kitle
Bunların
dışında; varikosel, hipertansiyon, halsizlik, kilo kaybı, anemi,
ateş ve metastazlara ait semptomlar da yine ileri evrelerde
görülebilmektedir.
Muayenede; ancak zayıf kişilerde ve ilerlemiş vakalarda böbrek
ele büyümüş bir kitle olarak gelebilir.
TETKİKLER
İdrar analizlerinde makroskopik yada mikroskopik hematüri, anemi
(kansızlık), sedimentasyon yükselmesi, ayrıca hiperkalsemi (kan
kalsiyumunun yükselmesi), hipertansiyon, polisitemi (kandaki
kırmızı kürelerin fazla olması)
Ultrasound:
Solid ya da kistik böbrek tümörlerinin tanısında tanı değeri
%90’dadır. İlk yapılması gereken tanı yöntemidir.
Ürografi (DÜSG-İVP):
Böbrek konturlarında büyüme, düzensizlik ya da bombeleşme, psoas
gölgesinde silikleşme, pelvikalisiel deformasyon, alt kutup
tümörlerinde üreterin mediale itilmesi, parankim harabiyeti
sonucu fonksiyon kaybı izlenir.
Bilgisayarlı Tomografi (CT): Doku dansitesi (yoğunluğu)
ölçülerek tümörün, benign ya da malign olup olmadığı %90
doğrulukta belirlenir. Aynı zamanda lokal yayılım, regional
lenfadenopati ve renal ven ya da vena cavada tümör trombüsü,
karaciğer, dalak metastasları tanısı CT ile mümkün olmaktadır.
Renkli
Doppler US ve Cavagrafi: CT’de saptanan şüpheli tümör
trombüslerinde yapılmalıdır.
Renal
Angiografi: Solid tümörlerin ayırıcı tanısında CT’nin yetersiz
kaldığı olgularda damarları kasacak bir madde ve boya verilip
içi boyandığında; tümörlü alanlarda oluşan yeni damarlarda
kasılma (kontraksiyon) olmamasıyla ayırt edici tanı yapılır.
Uzak
metastazlara yönelik Akciğer grafisi veya Akciğer tomografisi,
kemik sintigrafisi evrelendirme için yapılmalıdır.
HER İKİ
BÖBREĞİN YOKLUĞU
5000 doğumda bir görülür. Bu çocuklar prematürdürler. Potter
yüzü denilen, her iki göz arasındaki mesafenin uzaklığı, düşük
kulak, geniş ve büyük burun ve kırışık cilt bulunur. Bunun
nedeni doğum öncesi idrar yapımı yokluğuna bağlı
oligohidroamniozdur. Hastalarda aynı zamanda gelişmemiş akciğer
de vardır. Bu çocuklar en geç birkaç gün içinde akciğer veya
böbrek yetmezliğinden ölürler.
TEK BÖBREĞİN YOKLUĞU
Böbreğin tek taraflı gelişmesi halidir. Yaklaşık 1000 doğumda
bir görülür. Kongenital soliter böbrek de denir. Genellikle o
tarafta üreter de yoktur. Hastalarda karşı karşı taraf
böbrekdaha fazla gelişir.
Bu anomali ile beraber ürogenital veya diğer sistem kongenital
anomalileri de sık bulunur. Bu böbreklerde enfeksiyon ve taş
insidansı yüksektir. Genital anomaliler kız çocuklarda daha
belirgindir.
Hastalar ya diğer anomaliler nedeniyle yapılan taramalar
sırasında ya da tesadüfen bulunur. Komplikasyon veya eşlik eden
anomalilerin dışında tedavi gerektirmeyebilir.
ÇOK SAYIDA BÖBREK:
Oldukça nadir görülen bir anomalidir. Normal böbreklere ek
olarak bir veya daha fazla böbrek gelişmesi halidir.
Komplikasyon olmadığı sürece tedavi gerekmez.
BASİT
BÖBREK KİSTLERİ:
Böbreğin en sık görülen kistleri bunlardır. Tek böbreği veya iki
böbreği birlikte tutabilirler. Elli yaşını geçmiş insanların
%50'sinde basit böbrek kisti vardır. Ancak çoğunlukla bulgu
vermezler. Çaptaları 10 cm. ye kadar varabilir.
Böğür ağrılarına neden olurlar. Direkt üriner sistem grafisinde
böbrek kontrünunun düzensizliği görülebilir. Ultrasonografi
tanıda en etkili tetkikdir. Tomografiye genellikle ihtiyaç
yoktur.
Genellikle tedavi gerektirmez. Ancak hipertansiyon, hematüri,
boşaltım sistemi bozuklukları vb. şikayetler yapıyorsa mutlak
tedavi gerektirir.
MALTROTASYON
Böbreğin duruşunda bir anormallik olması halidir. Tıkanma ve
buna bağlı taş gelişimi riski fazladır. Herhangi tedavi
gerektirmez.
EKTOPİK BÖBREK
Bir veya iki böbreğin olması gereken yer dışında yerleşmeleri
halidir. 500 - 1000 doğumda bir görülür. Daha çok erkek
çocuklarda ve solda görülür. Bu böbrekler obstrüksiyon ve
enfeksiyon eğilimlidirler.
Tanı IVP ile konur. Ultrasonografi, etkili bir tetkikdir.
Ektopik böbreklerde komplikasyon olmadığı sürece tedavi
gerekmez. Şikayetlere neden oluyorsa böbrek çıkarılabilir.
ATNALI BÖBREK
Böbreklerde birleşme anomalisi söz konusudur. Böbreklerin yeri
normalden biraz daha aşağıdadır. İki polü birleştiren dokuya
istmus adı verilir ve bu dokuya normal parankimden ya da
fibrotik dokudan oluşmuştur. Pelvisler ön taraftadır ve
üreterler de önden çıkıp istmusun üzerinden geçerler. Bu bölge
genellikle büyük damarların önünde yer alır. 1/400-1/1800
oranında görülür. Şikayetler erken yaşta başlar ve sıklıkla
üriner enfeksiyon ve hematüriye bağlıdır.
Teşhis IVP ile konur. Hastaların yaklaşık 2/3 ünde taş,
hidronefroz, fonksiyon kaybı ve renal atrofi gibi belirgin
anormallikler gözlenir. Tedavi komplikasyonlara yöneliktir.
POLİKİSTİK
BÖBREK
Çocukluk tipi: Irsi (Otozomal resesif) geçer. Her iki böbreği de
etkiler . Böbrekler ileri derecede büyük ve düzensizdir. Ağır
derecelerinde hastalar doğumu takib eden ilk birkaç günde
pulmoner veya renal yetmezlikle ölürler. Daha hafif
derecelerinde ise hastalar birkaç yıl yaşayabilir. Ancak bunlar
da renal yetmezlik, hipertansiyon nedeniyle erken çocukluk
çağında kaybedilirler.
Erişkin tipi: Daha sık karşılaşılır ve otozomal dominan (ırsi)
geçer. Her iki böbreği de etkiler . Bulgular 40 yaşın üstünde
başlar. Kistlerin çapları birkaç mm. den birkaç cm. ye kadar
değişir. Kistik yapıların sayısı zaman geçtikçe artmaz. Ancak bu
yapılar giderek büyürler, sağlam böbrek dokusunu basıya uğratır
ve hasara uğratırlar. Vakaların %50-60 ında karaciğer, dalak
veya pankreasda da kistler görülür. Böbrekler oldukça
büyüktürler. Yüzeyleri düzensizdir. Genellikle ilk bulgu
ağrıdır. Bu ağrı her iki böğür bölgesinde birden olur.
Hastalarda her iki böbrek ele gelir. Hipertansiyon vakaların
%60-70'inde vardır. Üremi başlamış ise buna bağlı halsizlik,
solukluk, anemi gibi bulgular da tabloya eşlik eder.
IVP oldukça aydınlatıcıdır. Kaliksler genişlemiş ve
düzleşmiştir(örümcek deformitesi). Ultrasonografi tanıda en
etkili tetkikdir. Tomografiye genellikle ihtiyaç yoktur.
Polikistik böbrek hastaları kronik böbrek yetmezliğine
adaydırlar. Bu kaçınılmaz bir sonuç olmakla beraber gelişim
süreci geciktirilebilir. Hastalar düşük protein ve bol sıvı
diyetine alınmalıdırlar. Günde 3 lt. den fazla sıvı içilmelidir.
Hipertansiyon tedavisi yapılmalıdır. Enfeksiyon ve pyelonefrit
varsa tedavi edilmesi gereklidir.
Kistler ileri derecede büyüyüp bası semptomları yapıyor ise veya
içi abseleşmişse kistektomi yapılabilir. Hastalar uygun dializ
proğramına alınmadıkça ve tranplantasyon uygulanmadıkça
semptomların ortaya çıktığı yaştan itibaren 10 yıl içerisinde
genellikle kaybedilir.
Not:
Alıntıdır…
Tedavisi
Mümkün Olan Bir Hastalık...
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE...
Geniş
bilgi için iş veya cepten arayınız.
İş: 0326
413 01 77
GSM: 0555 347 62 53 - 0542 215 54 72 0532 631 86 79
SAĞLIKLI
BİR YAŞAM
DİLEKLERİMİZLE... |